KİTAP ÖNERİLERİ
image description

Balkanlar ve Osmanlı'nın Kuruluş Yılları

Feride BOZCU

Osmanlı Devleti’ni Selçuklu tipi devlet modelinin bir devamı olarak kabul etmek mümkündür. Ancak Dimetoka şehri üzerinden yapılan okumalar göstermiştir ki Osmanlı Devleti, Balkanlar’da farklı bir sistem geliştirmiştir.
Hıristiyan feodal beylerin tımar sistemine dahil edilmesinden, tımarların kendi bölgelerinde verdikleri hizmete, genellikle Hıristiyan kadınlar ile evlenip, topraklarını çocuklarına miras olarak bırakabilmelerine kadar tamamen Balkan coğrafyasına ve kuruluş dönemi olarak değerlendirilen 14. ve 15. yüzyıllara has bir model ortaya konulmuştur.
Bir Saray Şehri Dimetoka Özelinde Balkanlar ve Osmanlı’nın Kuruluş Yılları, bir uç beyliğinden 624 yıl sürecek bir hanedanlığa dönüşen Osmanlı Devleti’nin kuruluş dinamikleri, Hıristiyan bir coğrafyada nasıl kabul gördüğü ve güçlü devlet olmasının altında yatan nedenler konusunda Balkan coğrafyası üzerine yapılan çalışmalara önemli bir katkı sayılabilir.

image description

Cumhuriyetin İlk Yüzyılı

İlber ORTAYLI

Millî Mücadele dönemini, özgürlük havasının egemen olduğu Cumhuriyet'in ilk iki yılını ve tek partili zorlu zamanları, ardından gelen çok partili siyasal yaşamın başladığı 1950'li yılları...
1913 Babıali Baskını'yla başlayan darbeler tarihi...
Yeni devletin ilk gününden itibaren çözmeye çalıştığı kadim problemleri;
Kürt Sorunu'nu, "irtica" meselesini ve eğitim konusu...
İslâmcılıktan milliyetçiliğe, merkez sağdan sosyal demokrasiye
bütün siyasal akımlar...
1876'dan 1924'e ve 1982'ye anayasa metinlerimiz...
Bizleri 2023'e taşıyacak yeni anayasa özlemimiz...
Asırlık dış politikamız, ikili ilişkilerimiz, uluslararası kuruluşlardaki temsiliyetimiz, Kıbrıs Barış Harekâtı, AB macerası ve Ortadoğu politikalarımız...
Şehirleşme, üniversiteleşme, gecekondulaşma, ekonomik büyüme, yolsuzluklar, gündelik yaşamdaki nitelik ve kalite kaybı gibi en güçlü sosyolojik dinamik ve gelişmeler...

image description

Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek

İlber ORTAYLI

“Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yıl kutlamaları Türkiye’de umulmaz bir ilgi uyandırdı ve Türk toplumu yedi asırlık tarihine ilgi duymaya başladı. Bu ilgi, kuru bir hamaset çizgisini geçti, toplumsal düşüncenin ve yorumlamaların tekâmül etmesi dolayısıyla “Osmanlı İmparatorluğu nedir? Bu imparatorluğun kurumları nedir? Yaşam şekli nedir? Bizim için anlamı nedir?” gibi sorulara cevap aranmaya başlandı. Ve bu meyanda, çalışmalar, hazırlıklar yapmak ve bu yaptıklarımızı geniş kitleye tanıtmak gibi bir ihtiyaç hâsıl oldu. Şüphesiz ki elinizdeki bu kitap da bunlardan birisidir ve o iddiadadır.”

image description

Yakın Tarihin Gerçekleri

İlber ORTAYLI

"Trablusgarp Savaşı'nda Türk komutanlar etrafı şaşırtacak derecede etkin örgütçü, eğitimci ve her şart altında savaşçı olduklarını gösterdiler."

"Balkan Savaşları'ndaki yenilgi; İngiltere ve Fransa'da Türk savaş gücü hakkında yanlış değerlendirmelere neden oldu. Bu yanılgıya Türkleri iyi tanıyan Almanya ve Avusturya kurmayları düşmedi."

"I. Dünya Savaşı'ndan sonra Türk toplumu kaosu ve yeni bir dünya savaşını değil, Milli Mücadele'yi tercih etmiştir."

"Osmanlı İmparatorluğu, milliyetçi akımlar sayesinde dağılan tek imparatorluk değildi; fakat ne Rusya, ne de Avusturya-Macaristan'da ulusalcı akımlar bu derecede aktif ve silahlı eyleme dönüşmüştü."

"İttihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi."

"1918 yılında, mütarekenin en hazin vaktinde, millet her yerde direniyordu. Ama bu direnişlerin arasında koordinasyon yoktu. O eşgüdümü hangi politik deha sağlayacaktı? Ancak arkasında askerî bir başarı ve müspet intibaları olan bir komutan… Mustafa Kemal Atatürk..."

image description

İstanbul'dan Sayfalar

İlber ORTAYLI

Seyrine doyum olmayan bir İstanbul albümü… Asitane, Deraliyye, Dar-ül hilâfet’il aliyye, Dar’üssaadet, Dersaadet, İslambol gibi pek çok ismi vardır İstanbul’un… Sayfaları çevirmekle bitmeyen bir kitap, seyrine doyum olmayan bir resimdir İstanbul.   Bu şehirde uygarlık tarihinin her anından, her bucağından kalıntılar, renkler vardır ve bugün de ilginç bir değişimin içindedir. Sultanahmet Meydanı, Beyazıt, Bâbıâli, Beyoğlu, Pera, Tarlabaşı, Balat, Eyüp, Kumkapı ve Taksim’den yola çıkan İstanbul’dan Sayfalar sokaklarından meydanlarına, camilerinden mezarlıklarına, ulema semtlerinden eğlence mekânlarına, kütüphanelerinden meyhanelerine benzersiz bir İstanbul yolculuğu. İlber Ortaylı; diliyle, tarihiyle, kültürüyle var olan eşsiz bir hazinenin, bir dünya başkentinin sayfalarını aralıyor.  

image description

Osmanlı Sarayında Hayat

İlber ORTAYLI

Topkapı Sarayı, devasa bir imparatorluğun, üç kıtayı üç buçuk asır yönettiği merkez… Osmanlı’nın en parlak, en sönük; en muhteşem, en acı; en neşeli, en hazin günlerinin şahidi... Burada her köşenin bir hikâyesi vardır, her hatıranın bir izi… Sarayda, Osmanlı padişahına selam vermek istemeyen Rus elçinin başına gelenlerden Enderun’daki talebelerin sabah uyanışına; padişahın bir gününü nasıl geçirdiğinden merasimlerdeki muhteşem disipline kadar neler yaşanmamıştır ki… “Osmanlı Sarayı’nda Hayat”, Topkapı Sarayı’nın şahit olduğu nice hâdiseyi tarihin karanlık sayfalarından günümüze İlber Ortaylı’nın o hoş üslubuyla aktarıyor.

image description

Kırk Ambar Sohbetleri

İlber ORTAYLI

Tarihçi hüviyetinin yanı sıra, bir düşünce adamı olarak yıllardır ülke sorunlarına ilişkin görüşlerini açıklayan Ilber Ortaylı, elinizdeki kitapla ilk kez dergi ve gazete sütunlarındaki yazılarını okura sunuyor. Eğitim, kültür, AB-Türkiye ilişkileri, Türk kimliği gibi ülkemizin temel meselelerine ufuk açıcı öneriler getiren Ortaylı, kendine özgü tavizsiz üslubuyla ve derin dil ve tarih bilgisiyle okuru "tarih meleği"nin eşliğinde Sarıkamış’tan Vatikan’a, 1914’ten 1980’e, Osmanlı kültüründen hilafetin kaldırılmasına uzanan, bu ülkede yaşayanların aşina olduğu bir yolculuğa çıkarıyor.

"Tarihin sedası hoş olmaktan çok gök gürültüsü gibi hacimlidir ve bitmeyen bir yankıyı andırır. Geçen altı asır, komşu yirmi küsur halkın ve en başta bizim tarihimizdir; ona sıcak bir ilgi, bilimsel bir araştırma ve düşünce ile yaklaşmamız gerekir."

image description

İlber Ortaylı Seyahatnamesi

İlber ORTAYLI

“Türkiye gibi önemli bir coğrafyayı ve tarih alanını öğrenmek için onun kuzeyindeki Güney Rusya ve Kafkasya, doğusundaki İran ve Hindistan, güneyindeki Suriye, Filistin ve Mezopotamya'nın yanı sıra Balkanları ve Akdeniz ülkelerini anlamak da kaçınılmazdır”

-İlber Ortaylı-

image description

Duvar

Deniz Ülke ARIBOĞAN

Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılışı uluslararası ilişkiler alanında temel söylemlerin ve kavramların değiştiği, yeni paradigmaların kurgulandığı bir milat olarak kabul edilmişti. Küreselleşme söyleminin ve liberalleşme eğilimlerinin zirve yaptığı bir dönem olarak kabul edilen 20. yüzyılın son çeyreğinde ‘duvar’ sembolü nasıl ön plana çıktıysa, 2010’lu yıllarda da ‘duvar’lar ana gündemi oluşturmaya başladı. Ancak bu kez sözü edilen, ‘yıkılan değil inşa edilen ve edilecek olan duvarlardı’. Berlin Duvarı’nın yıkılışından bugüne kadar geçen sürede 70’ten fazla ülkenin sınırlarını duvar veya çitle çevirdiğini anlatan Deniz Ülke Arıboğan, “Dünyanın ruhu değişti. 1987’de Ronald Reagan’ın Berlin’de yaptığı konuşmadaki “yıkın bu duvarı” talimatı, şimdilerde yerini Trump’ın “duvar korur” söylemine bıraktı. ‘Sınırları olmayan dünya’ kavramı çoktan tarihe gömüldü bile,” diyor.



Yüzyılın başında küresel köyden, sınırların geçirgenliğinden, ulusallığın bitişinden söz edilirken, sadece birkaç sene içerisinde sınırların somut bariyerlerle tahkim edilmesinden, elektrikli çitlerden, güvenlik kameralarından, kontrolsüz geçişlerin durdurulmasından bahsedilir olundu.

image description

Yahudilik ve Dini Çoğulculuk

Kürşat DEMİRCİ

Yahudiliğin diğerlerine bakışı asla homojen değildir. Herhangi bir dinde diğerleri kavramı ne kadar renkliyse o kadar renklidir. İsrail Devleti’nin kuruluşu Diaspora’daki bakışı daha elastiki ve yumuşak hale getirmiştir. Özgüven duygusunun kazanımı bu süreci daha da geliştirecektir. Bununla birlikte modern İsrail Devleti’nde diasporanın heryerinden gelen farklı etnik kimlikler ve gelenekler hâlâ diğerleri probleminin günceliğine katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte etnik problemlerin çözüleceği yakın gelecekte hazmedilmiş ulusal birlik söz konusu olduğunda, diğerlerine bakışta şüphesiz topyekûn bir hafifleme ortaya çıkartır. Post-modern yahudi teolojisi, bir müddet sonra “biz ve diğerleri” arasındaki ayırımı daha aza indirecek bir sürece doğru gitmektedir. Bu süreç yalnızca Yahudili’ğin değil bütün dinlerin girmesi umulan bir süreç olmalıdır.

image description

Fitne - Kardeşlerin Savaşı

Adnan DEMİRCAN

Günümüzde Müslümanların karşılaştıkları sorunları sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmeleri için Ashâb dönemini mutlaka önyargılardan uzak bir şekilde anlamaları ve çözümlemeleri gerekir. Hz. Peygamber’in (s) vefatından çeyrek asır sonra ortaya çıkan ve İslâm medeniyetinde derin izler bırakan, Ashâb arasında çatışmalara sahne olan döneme birinci fitne dönemi denebilir. Bu fitne, İslâm toplumunda derin izler bırakmıştır. Fitneye bulaşanlarla ilgili cevabı kolay verilemeyen bir yığın soru, zihinleri meşgul etmeye devam etmekte ve önemini korumaktadır. Elinizdeki çalışmada, Ashâb dönemi olaylarının tespit ve tahlilinde karşılaşılan temel sorunların tespiti ve bu dönem olaylarının nasıl anlaşılması gerektiğine yönelik bir çözümleme denemesi yapılmıştır.

image description

Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi

Halil İNALCIK

Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Osmanlı tarihini dünya tarihinin ayrılmaz bir parçası haline getiren Halil İnalcık’ın, orijinali Cambridge University Press tarafından yayınlanan eseridir.   Bu eser aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı’na dek siyasi ve askeri olaylardan ötesini sorgulamayan tarihçilik yaklaşımının, toplumsal ve ekonomik boyutların da katılarak zenginleşmesiyle değişen dünya tarihçiliğinin, Osmanlı tarihi bölümüne dair bir çalışma olarak düşünülüp kaleme alınmıştır. Bu çalışma, gelecek nesil tarihçiler için daha derinlemesine çalışmalar bekleyen yeni gündem maddelerini ve metodolojik örnekleri de içerir. Bu ilk ciltte Halil İnacık’ın 1300-1600 döneminin sosyal ve ekonomik tarihine dair, esere de damgasını vuran yaklaşımının ana hatları çiziliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi’nin ikinci cildi 2018 yılında okurlarla buluşacaktır.

image description

Kuruluş

Halil İNALCIK

Prof. İnalcık Osmanlı Devleti’nin nerede ve ne zaman kurulduğunu anlatmakla kalmıyor; bu cihan devletinin kuruluş mantığını, kurucusu Osman Bey’in stratejisini ve vizyonunu da masaya yatırıyor. Bir devletin var olma sebeplerini, bunları oluşturan koşulları, bu koşulların oluştuğu mekânın önemini ve mekân-zaman-insan arasındaki bağlantının şifrelerini gösteriyor okura.

image description

Osmanlı ve Modern Türkiye

Halil İNALCIK

Dünyada Türk-Osmanlı tarihine bakışı değiştiren, tüm üniversitelerde okunan ve okutulan efsane tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık'tan Osmanlı ve Modern Türkiye'ye dair ufuk açıcı bir kitap.

image description

Mezopotamya Mitolojisi

Jean BOTTERO & Samuel Noah KRAMER

Mezopotamya Mitolojisi’nin yazarları Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer Antik Yakın Doğu uygarlıkları söz konusu olduğunda ilk akla gelen uzmanlardır. Dünyaca ünlü iki yazar, bilinen en eski uygarlıklara beşik olmuş Mezopotamya’da keşfedilmiş en eski mitlerden günümüze gelebilmiş elli miti derlediler, çevirdiler ve yorumladılar. Elinizdeki eser Türkçeye kazandırılmış en kapsamlı ve bütünlüklü derleme olmasının yanı sıra dünya üzerinde de eşine az rastlanır bir çalışmadır. Yazarlarının deyişiyle : “Asurbilimciler Antik Mezopotamya mitlerine ilişkin metinler zerinde örülmedik bicimde çalışmış ve gayet olumlu sonuçlara da ulaşmış olmalarına rağmen, bütün bu belgeleri bir araya getirmeyi şimdiye kadar hiç akıllarına getirmediler. Oysa bu sayede, bu mitleri üretenlerin düşüncelerinin gelişimini, ‘mantığını’, bu metinlerde somutlaştırdıkları dünya görüşünü ve duyarlılığı daha iyi ortaya çıkartabilirlerdi.”

image description

Babil

Joan OATES

Antik dünyanın yedi harikasından biri olan Asma Bahçeleri’ yle ünlü ve kutsal kitaplarda Yahudilerin sürüldüğü yer olmasıyla bilinen bu eski kentin gerçek öyküsü nedir? Dr. Oates, gözden geçirilmiş baskısında içeriği güncelleştirdiği bu çok beğenilen eserinde, Agadeli Sargon’ dan, yönetiminde MÖ 18. yüzyılda kentin ününün doruğa ulaştığı büyük kanun yapıcı Hammurabi’ ye dek Babil’ in yükselişini açıklıyor. Yazar daha sonra, onun ardılları altında MÖ 6. yüzyılda Nabukadnezar ve Nabonidus hükümranlığında Babil’ in en büyük imparatorlukları dönemine ulaşmasını ve gerileyip sonunda Persler ve Helenler Mezopotamya’ yı bir savaş alanına dönüştürdüğünde terk edilmesini betimliyor. "Fotoğraf ve plan çizimleriyle birlikte zengin görsel içeriği, berrak ve anlaşılır bir dille yazılmış olmasıyla, bu eser hem bilimcilere, hem öğrencilere hem de tüm ilgililere keyif verecek."

image description

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Yuval Noah HARARI

Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü? - Para neden herkesin güvendiği tek şey? - Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen? - Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar? - Geleceğin dini bilim mi? - İnsanların miadı çoktan doldu mu? 100 bin yıl önce Yeryüzü’nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim’le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor. Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir?

image description

Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri

Paul KENNEDY

Tarih boyunca neden bazı ülkeler güç kazanırken bazıları güç kaybetmektedir? Bu soru, tarihi anlamak açısından olduğu kadar, yeni bir yüzyılın eşiğine gelmiş olan günümüz dünyasını anlamak açısından da ilgi çekicidir. Çünkü geçmişteki büyük imparatorluklar nasıl serpilip gelişmiş ve çökmüşlerse, günümüzün ve yarının imparatorlukları da onlar gibi yükselip çökeceklerdir. Prof. Paul Kennedy, son beş yüzyılın dünya politikası üzerine yaptığı bu detaylı araştırmada, ekonomik güç ve askeri güç arasındaki kritik ilişki üzerinde durup, bu ilişkinin imparatorlukların yükselişi ve çöküşlerine olan etkisini araştırıyor. Milletler, askeri güçlerini, ekonomik kaynaklarına göre ve geniş çaptaki ekonomik çıkarlarını savunmak amacıyla ayarlamaktadırlar. Ancak, Prof. Kennedy’ye göre, bu askeri gücü ortaya koymanın bedeli, taşıyamayacakları kadar ağırdır.İncelemelerine 1500 yıllarından başlayan Prof. Kennedy, kitabının son bölümlerini 1945 ile 2000 yılları arasındaki Büyük Güç politikalarının analizine ayırıyor ve sadece bu dönemin önde gelen devletlerinin askeri yetenekleri ve politikaları üzerinde durmakla kalmayıp, Rönesans döneminde olduğu gibi. Büyük Güçlerin doğuşuna ve çöküşüne neden olan dünyanın üretim dengelerindeki Birleşik Devletler, Sovyetler Birliği, Batı Avrupa ülkeleri ile yakın zamanlarda ortaya çıkan Çin ve Japonya gibi Asyalı güçler açısından taşıdığı önemle ilgili olarak ortaya koyduğu bu tartışma, kitabı yakın tarih üzerine yazılmış en önemli politik incelemelerden biri haline getirmektedir. Bu çerçevede Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri hem politikayı belirleyenler hem de genel kamuoyu için bir tarih kitabının çok ötesinde değer taşımaktadır.

image description

Britanya Adaları Kıyıları

Hugh KEARNEY

İngiltere, İskoçya, İrlanda ve Galler. Nüfusu, dünya tarihindeki yeri, dili ve kültürüyle Britanya Adaları’nın öne çıkan ulusu İngiltere’dir. Ancak İngiltere de aslında tıpkı Galler, İskoçya ve İrlanda gibi Birleşik Krallık’ın bir bölgesidir. Bu doğrultuda, Britanya Adaları tarihini İngiltere tarihiyle sınırlandırmanın yanlı ve yanlış bir yaklaşım olacağını savunan Hugh Kearney, Britanya Adaları Tarihi’nde, sadece İngiltere’nin değil, adaları oluşturan tüm ulusların tarihini; birbirleriyle siyasi, dini ve kültürel etkileşimlerini geniş ve tarafsız bir bakış açısıyla sunmaktadır. Britanya Adaları Tarihi’nde Kearney, Kelt toplumlarından adalardaki Roma etkisine, adaları istila eden Vikinglerden Normanlara, İngilizlerin dünya hâkimiyetinden Sanayi Devrimi’ne, mezhepler arası çatışmalardan etnik farklılıkların yarattığı kültürel sorunlara, etnik siyasetin yükselişinden milliyetçiliğin sonuçlarına, emperyalizmden sendikacılığa ve göçlere kadar Britanya Adaları tarihinde değinilmesi gereken her konuyu, çeşitli kaynaklarla destekleyerek irdelemektedir.

image description

Erken Modern Dönemde Avrupa 1450 - 1789

Merry E. Wiesner-HANKS

Avrupa tarihinin matbaa makinesinin icadından Fransız Devrimi’ne kadar geçen bölümünü kapsayan bu kolay okunan, sürükleyici kitap, erken modern dönemde insanların hayatlarındaki çeşitliliği ve Avrupa’daki gelişmelerin nasıl bir küresel bağlam içine oturduğunu yeni bir yaklaşımla anlatıyor. Doğuda Osmanlı İmparatorluğu’na, kuzeyde İsveç’e, güneyde Portekiz’e kadar Avrupa’nın tümünü, denizaşırı sömürgelerle birlikte ele alan metin, 1450-1600 ve 1600-1789 olmak üzere iki kronolojik bölüme ayırdığı dönemi, belirli temalar üzerinden karşılaştırmalı bir bakış açısıyla inceliyor. MÖ 600’den günümüze kadar bütün Avrupa tarihini kapsayan “Cambridge Avrupa Tarihi” dizisi içinde yer alan bu kitap, erken modern dönem Avrupa tarihine getirdiği özgün yorumlarla tarih bölümü öğrencileri için olduğu kadar, tarihe meraklı okur açısından da önemli bir boşluğu dolduracak bir başvuru eseri niteliğini taşıyor. Haritalar, illüstrasyonlar, kronolojiler, orijinal metinlerin ve özel konuların yer aldığı kutularla zenginleştirilmiş metin, tarihi düşünerek, sorular sorarak öğrenmenin keyfini paylaşıyor.

image description

Orta Asya Tarih ve Uygarlık

Jean-Paul ROUX

Orta Asya büyük bir uygarlık merkezi, güçlü düşünce akımlarına, dehalara, bilime ve sanata hayat veren özel diyarlandardır. Zerdüşt bu topraklarda doğmuş, Hint ve Helen burada birleşip Yunan-Buda sanatını oluşturmuştur. Evrensel dinin inananları başka coğrafyalara birbirine düşerken, bu topraklarda büyük uyum içinde yaşamış ve bize hoşgörü dersi vermiştir. Sogdiyana, Çin ve Hindistan'ın birleşimini adında boşuna çağrıştırmayan Serinde uygarlığı burada filizlenmiştir. İslam dünyasının en büyük bilgini El Biruni, eşsiz üstat İbn Sina, ilk İranlı şair Rudaki, gezgin İbn Batuta, Şehname'nin yazarı büyük şair Firdevsi ve modern zamanın ilk gökbilimcisi Uluğ Bey, hepsi Orta Asya'dan çıkmıştır. Pek çoğu yitip giden ama, adları belleğimizden çıkmayan şehirler: Kuteybe, Hoten, Horasan, Baktra, Buhara, Semerkant... Orta Asya üzerine pek çok çalışması bulunan çağdaş Fransız Türkolog Jean-Paul Roux bu incelemesinde yalnızca Türklerin, Tibetlilerin, Moğolların, Baktralıların, Kuçanların, Hotenlilerin, Turfanlıların, Moğolların, Arapların, Çinlilerin ve diğer halkların değil, tüm bu halkların oluşturduğu Orta Asya'nın tarihini anlatıyor. Tarihin yanı sıra kültürel olgulara da özel bir önem veren Roux, rekli dili ve zengin kaynakçasıyla doyurucu bir çalışma sunuyor.

image description

Endülüs Tarihi

Ziya PAŞA

Endülüs Devleti’nin kuruluşu, göz kamaştıran yükselişi ve hazin çöküşü dünya tarihinin önemli kırılma noktalarından biridir. Gemileri yakan ve ardına bakmayan yiğitlerin kurduğu Endülüs Devleti, annesinden “Erkekler gibi savaşmadın, şimdi sana kadınlar gibi ağlamak yakışır!” sözlerini işiten sultanların elinde yok olmuştur. Hüzünlü boyutu bir yana, bilim ve felsefe gibi insanlığın ortak mirası olan medeniyetin tüm unsurlarını karanlık Ortaçağ Avrupası’na taşıyan Endülüs Devleti, yakıla yıkıla tüketilemeyen eserleriyle tarihin orta yerinde durmaktadır. Ziya Paşa, İslam ve Avrupa tarihçilerinden büyük bir titizlikle derleyip, akl-ı selim üzere kaleme aldığı bu önemli eserinde Endülüs’ü bütün yönleriyle sunarken; “O büyük kıtanın ahvali bile şark ahalisi arasında anlamsız bir efsane gibi bir müddet dillerde söylenip sonraları bütün bütün unutulmuştur” dediği Endülüs medeniyetinin envanterini çıkarmaktadır. Okuyucularımızın Endülüs medeniyetiyle ilgili hayal dünyalarını daha canlı tutmak adına kitaba renkli ve lüks krokiler ilave edilmiştir. Ondokuzuncu yüzyılda dört cilt halinde yayınlanan Endülüs Tarihi titiz bir çalışmanın sonunda tek cilt halinde toplanmıştır.

image description

Kuruluştan XVII. Yüzyıla Polonya Tarihi

Sabire ARIK

Bu eser Polonya tarihi üzerine Polonya kaynakları kullanılarak Türkçe yazılmış ilk çalışma olarak karşımıza çıkmaktadır. Kitap Polonya'nın ilk kurulduğu yıllardan XVII. yüzyıla kadar gelen tarihî süreci ortaya koymaktadır. Türk-Polonya ilişkileri açısından Polonya'yı ve geçirdiği politik süreci Avrupa tarihi açısından çok yönlü olarak ortaya koymaktadır.

image description

Sanatın Yeni Tarihi

Julian BELL

Sanat nedir ve nerede başlamıştır? Neden sanat yaparız ve sanat neden değişir? Julian Bell 21. yüzyıl için sanatın yeni bir hikâyesini anlatırken, aklında olan birçok sorudan bazıları bunlardı. İnsanoğlunun hammaddeden bir şekil yaratırkenki ilk dürtüsünden birçok modern galeri enstalasyonuna kadar, dünya halkları her zaman imge-yaratımının cazibesine kapılmıştır. Üsluplar ve dönemler gelip geçerken, görünüşte birbirleriyle bağlantısı olmayan gelenekler arasında merak uyandırıcı bağlar keşfedilmeyi bekliyor. Kendisi bir ressam olan Bell, sanatın ortak deneyimlerimizin ürünü olduğunu ve onun, bir ayna gibi, insan durumunu ve en temel kültürel zihin uğraşlarımızı nasıl yansıttığını açığa çıkarmak için çok geniş bir alana yayılmış (hem bilindik hem de daha az bilinen) bir dizi nesne kullanıyor. Önceki sanat tarihlerinin izlediği yoldan gitmeyen Bell, okurun düşüncelerini sorgulayacak ve onu aydınlatacak bağlantılar ileri sürerek, özenle küresel bir perspektif seçti: Güney Hindistan’dan dans eden bronz figürler, Romanesk heykeller, Barok tavanlar ve paha biçilmez Pers el yazmaları, evrensel yaratıcı içgüdümüzün olağanüstü mirasları olarak bir arada ele alınıyor.

image description

Dünya Sanat Tarihi

Mary HOLLINGSWORTH

Sanat tarihini anlatmak, bu kitabın öncelikli amacıdır. Bu amaç aynı zamanda, kitabı gerçek anlamıyla yenilikçi kılan bir yaklaşımdır. Anıtsal nitelikli bu çalışmada binden fazla yüksek kaliteli, renkli resim kullanılmıştır. Ayrıca içerdiği bilginin yoğunluğuna rağmen, akılcı tasarımı ile istenene kolayca erişmeyi sağlayan tam bir başvuru kaynağıdır. Metinlerin açık anlatım tarzı ve sunulan bilginin zenginliği, hemen herkesin ilgisini çekecek niteliktedir. Açıklamalı çizelgeler, planlar, tablolar ve görsel destekle beraber, kitaptan en üst düzeyde yararlanması hedeflenen okuyucu, sayfaları çevirdikçe, zengin bilgi kaynağını ve yorumları keşfetmenin heyecanını yaşayacak, sanat tarihinin, başlangıç noktasından günümüze değin geçirdiği evreleri bu kitapta bulacaktır.

image description

Kısa Türkiye Tarihi

Kemal H. KARPAT

Avrupa’da yaşanan değişim rüzgarları... XIX. yüzyılda ve XX. yüzyıl başlarında yaşanan sosyal ve ekonomik değişimlere Osmanlıların ayak uydurma çabaları; yeni bir ordu Nizam-ı Cedid, Tanzimat Fermanı ve daha nice ıslahat çalışmaları... İmparatorluğun çok-uluslu yapısı ve milliyetçilik akımıyla beraber gelen çözülme... Tüm bu gelişmelerin ardından başlatılan bir modernleşme hareketi ve Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlıların küllerinden doğan yeni bir “Türk” ulusu ve Milli Mücadele’nin getirdiği Cumhuriyet... Cumhuriyet’le birlikte literatürümüze giren demokrasi ve laiklik kavramları, çalkantılı seçim dönemleri, Tek Parti döneminin ardından gelen Çok Partili Hayata Geçiş sürecinde ortaya çıkan muhalefet partileri, yeni anayasalar ve seçimlerle örülü bir Türk demokrasi tarihi ve iki askerî darbe, üç muhtıra, yedi darbe girişiminden oluşan bir Kısa Türkiye Tarihi okuması... Hepsi Prof. Dr. Kemal H. Karpat'ın değerli kaleminden!

image description

Ortaçağlar Anadolu’sunda İslam’ın Ayak İzleri Selçuklu Dönemi

Ahmet Yaşar OCAK

Türkiye ve dünya tarihçiliği, Türk tarihi konusunda siyasal, kurumsal ve –özellikle Osmanlı tarihçiliğinde? sosyoekonomik alanlarda önemli araştırmalar ortaya koydu. Buna karşılık, uzun zamandan beri Türkiye’nin içinde yaşadığı, siyasete kadar yansıyan kültürel bölünmüşlüğün altında yatan, Türk tarihinin belki en hassas meselesi olan “İslam” konusunda çok yetersiz kaldı. Bu ciltteki makale ve incelemeler, Anadolu Selçuklu döneminde, İslam’ın siyasî, toplumsal ve kültürel hayatta bıraktığı izleri anlamaya çalışıyor; Türkiye tarihinin toplumsal ve kültürel cephesinin bu en problematik alanına dair yaklaşım, yöntem ve analiz denemelerini içeriyor. Başka bir ifadeyle, Fuat Köprülü, Abdülbaki Gölpınarlı ve Osman Turan’dan başka tarihçilerin pek girmediği bir sahanın değişik yönlerine dair yazarının kendi kişisel kalem tecrübelerinden bazılarını bir araya getiriyor. Ocak, okurun kafasında, Türkiye toplumundaki iki kültürlülüğün son yıllardaki sıcak tartışmalarının altındaki bu büyük problematiğin tarihsel arka planına dair kesitler sunmaya çalışıyor.

image description

Selçuklular

Cogito

Yapı Kredi Yayınlarının çıkardığı Cogito'dan Selçuklular

image description

Osmanlıda Siyaset, Toplum, Din, Yönetim 1793-1807

Thomas THORNTON

Londra’da doğan Thomas Thornton genç yaşta ticaretle uğraşmaya başladı; 1793’te İstanbul’daki bir İngiliz fabrikasında çalışmak üzere görevlendirildi. İstanbul’da yaşadığı on dört yıl içinde Küçük Asya’ya ve Ege Adaları’na sık sık seyahat etti. Türkiye’yi yakından tanıyan ve ileri seviyede Türkçe bilen Thornton, Avrupalı diplomatlarla ve Osmanlı tüccarlarla yakın ilişkiler kurdu.   Osmanlı'ya ve Türklere büyük bir yakınlık duyan Thornton, eserinde Osmanlı ve Türkler hakkındaki olumsuz bilgileri ve önyargıyı kırmak istemiştir; bu alanda kendisinden önce yazanlara karşı Osmanlı medeniyetini savunmuştur. William Eton’a çok sert eleştiriler yönelten Thornton, özellikle Osmanlı Devleti’nin Avrupa’dan çekilmek zorunda kalmasını endişe verici bulur. Türklerin tarihi, Osmanlı devlet yapısı, adli ve mali idaresi, askeri gücü, imparatorluğun komşu ülkelerle kıyaslanması, erkeklerin âdetleri ve gelenekleri, kadınların ev idaresi gibi konu başlıklarını içeren kitap, ilk kez 1807’de Londra’da yayınlandı. Kültürel sınırları ve dönem siyasetini yansıtan değerlendirmeleriyle eşsiz bir anlatı sunan eserdir.

image description

Gülü Astım Duvara

Engin Kansav ORTAKÖYLÜOĞLU

Tarih araştırmalarında en zor konulardan biri kuşkusuz ki kent tarihçiliğidir. Çünkü bir kentin kuruluşundan başlayarak günümüze kadar geçirdiği evreleri orada filizlenen ya da gelişen kültürleri o kültürlerin kent yaşamı üzerindeki etkileri maddi ve manevi izlerini sergilemek çok yönlü uzun soluklu bir araştırmayı gerektirir. Hele söz konusu kent Van gibi İran ve Kafkasya kültürlerine ve çeşitli saldırılara açık bir sınır kenti olursa sorun daha güçleşir. Bir tarih öğretmeni olan Sn. Engin Ortaköylüoğlu doğduğu ve büyüdüğü Van'ı Urartu'dan başlayarak çağımıza uzanan geçmişini bazen kaynakların ya da tanıkların verdiği bilgiler doğrultusunda bazen de insanı büyüleyen tatlı bir düş ortamında tanıtan bu çalışması övgüye değer. Okuyucunun edineceği bilgiler dışında Van ağzı diyebileceğimiz yerel sözcüklerden ve anlatımlardan da tat alacağını sanıyorum.

image description

Tarihi Kentler ve Ermeniler

Van Rıchard G. HOVANNISIAN

Richard Hovannisian’ın 14 ciltlik kent tarihi dizisinin Bitlis ve Muş'un ardından ikinci kitabı olan Van, heybetli dağların ve pırıl pırıl suların çevresinde doğallığıyla baş döndüren bir coğrafyaya yüzünü dönüyor. Çiftçilerin türlü tahıllar ve lezzetli meyveler veren toprağı sürdüğü; kadınların, zarif danteller ve ipekli kumaşlar işlediği; mimarların görkemli kilise planlarını tasarladığı ve Ermeni halkının 1915'e dek var olduğu Van'da, yani Nayiri ülkesinde geçmişin izini sürerek Anadolu'nun çok katmanlı tarihine ışık tutan Richard G. Hovannisian, derlediği kapsamlı makalelerle Türkiye'de hâkim olan tektipçi tarih anlayışına alternatif bir perspektif sunuyor. Marc Nichanian’dan Anahide Ter Minassian’a, Robert Thomson’dan Dickran Kouymjian’a, Rubina Peroomian’dan James  Russell’a önemli yazarların yazılarıyla katkıda bulunduğu kitap dinden dile, edebiyattan mimariye, siyasi tarihten günlük yaşama pek çok boyutuyla Van yöresinin tarih katmanlarını ele alıyor. Van, sadece Ermenilerin değil, komşuları olan Türklerin, Kürtlerin, Bizanslıların, Perslerin ve Arapların tarihine dair değerlendirmeler ve tespitlerle, ufuk açıcı bir çalışma.

image description

Floransa ve Bağdat Doğu’da ve Batı’da Bakışın Tarihi

Hans BELTING

Perspektifin kullanımı, Rönesans resminde bir devrim yarattı ve sanatçıya izleyicinin görüş açısını resmetme fırsatı verdi. Oysa perspektifin teorisi başka bir yerde, Bağdat’ta, matematikçi İbnü’l-Heysem tarafından on birinci yüzyılda oluşturulmuştu. Ünlü tarihçi ve sanat kuramcısı Hans Belting, Floransa ve Bağdat’ta bakış metaforunu kullanarak Arabistan Bağdat’ı ile Rönesans Floransa’sı arasındaki tarihi karşılaşmayı anlatıyor. Perspektifin, geometrik soyutlamaya dayanan görsel teori (Ortadoğu) ve resim teorisi (Avrupa) olarak kullanıldığı ikili tarihini inceliyor. Ortaçağda Arap matematiğinin perspektif teorisini doğurduğunu, daha sonra bu teorinin Batı’da sanata dönüştürüldüğünü anlatan Belting, estetiğin ve matematiğin sınırlarını aşan bir soru soruyor: Müslümanlar ile Hıristiyanlar birbirlerine baktığında, kendi dünya görüşlerinin dönüştürülmüş bir versiyonunu görürlerse ne olur?

image description

Japon Modernleşmesi Ve Osmanlı Japonya’nın Türk Dünyası Ve İslam Politikaları

Selçuk ESENBEL

Japonya ve Türkiye genellikle modernleşme/kalkınma tartışmalarının iki kutbu olarak ele alınır. 1960’lardan günümüze uzanan bu kısır tartışmanın, genel geçer bakışların dışına çıkabildiğini söylemek çok zor. Selçuk Esenbel Japon Modernleşmesi ve Osmanlı’da, konuyu Japonya tarihi bağlamına yerleştirerek bambaşka bir perspektif sunuyor. Japonya tarihini Tokugawa ve Meiji dönemlerinin değişim dinamikleri çerçevesinde ele alıyor. Modernleşme “ihtiyacının” uzun dönemlere yayılan nedenlerini, sorunlarını ve en önemlisi toplumsal reflekslerde nasıl yer bulduğunu tartışıyor. Japonya tarihini bir bütün olarak ele alırken, kopuşların ve sürekliliklerin topluma etkilerini hesaba katıyor. Direniş ve uyum noktalarına işaret ettiği kadar, “modernlik” tartışmasının kısıtlarına da dikkat çekiyor. Japonya-Osmanlı/Türkiye tartışmasını ise, modernleşme karşısındaki en önemli sınavlarını 19. yüzyılda vermiş bu iki ülkenin, Orta Asya ve İslam dünyası üzerindeki diplomatik mücadeleleri alanında mercek altına alıyor. İki ülkenin milliyetçilik, imparatorluk, emperyal siyaset ve “dünya gücü” olma arzularının kesişme ve çatışma noktalarına dikkat çekiyor. Japonya tarihi üzerine kapsamlı bir eser niteliği taşıyan Japon Modernleşmesi ve Osmanlı aynı zamanda istihbarat raporlarının ve anıların izinde, Orta Asya’da milliyetçiliğin etkisinde biçimlenen Japonya-Osmanlı çekişmesinin nabzını tutuyor.

image description

Seyahatname Hatay-Suriye-Lübnan-Filistin

Evliya ÇELEBİ

Seyahatname, Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur. Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmıştır.

Evliya Çelebi'nin 10 ciltlik Seyahatnamesinden biri olan, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.

image description

Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu

A.C.S. PECOCK

Batı Avrasya bozkırlarından çıkıp İran, Irak ve Anadolu’yu fethederek ortaçağ İslam dünyasının en büyük imparatorluklarından birini kuran Selçuklu Türklerinin ilk dönemlerini ele alan bu eser, Türk ve İslam tarihinin bu önemli sayfasıyla ilgili olarak bir Batı dilinde yayımlanmış ender çalışmalardan biridir ve bu büyük göçebe imparatorluğunun doğuşuna ilişkin yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Selçukluların belki en önemli ama en az anlaşılmış dönemi, Batı Avrasya bozkırlarında göçebe bir yaşam süren bir boydan büyük bir İslam imparatorluğuna dönüşme süreçleridir. Bu kuruluş dönemi üzerine yoğunlaşan Andrew C.S. Peacock, daha önce pek kullanılmamış kaynakları (Gürcüce, Ermenice, Arapça, Farsça, vb) da ele alarak, bu can alıcı süreç içinde Selçukluların göçebe ve bozkır geçmişlerinin bugüne kadar düşünüldüğünden çok daha önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ortadoğu’da yerleşik düzende yaşayan halkların bu istilalardan nasıl etkilendiklerini ve bölgenin demografik yapısının kalıcı biçimde değişmesine neden olan ilk Türk yerleşimlerini de irdeleyen Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu, bu bağlamda Ortadoğu tarihine farklı bir açıdan ışık tutmaktadır.

image description

Yavuz Sultan Selim

Feridun M. EMECEN

İlginç kişiliği ve kısa vadede kazandığı olağanüstü başarılarıyla I. Selim’in Osmanlı tarihinin en sıra dışı karakterlerinden biri olduğu kesindir. Hakkında hem popüler tarihçilik alanında hem de akademik sahada hatırı sayılır bir yazınsal birikim oluşmuş, hatta dönemindeki kimi olaylara odaklanan özel çalışmalar yapılmıştır. Ancak bu birikim Yavuz Sultan Selim hakkındaki sis perdesini kaldırmak şöyle dursun, onu daha da gizemli kılmıştır. Hakkında anlatılan hikâyelerle gerçekler iç içe geçmiş, hangisinin gerçek Yavuz Sultan Selim olduğu ayırt edilemez hâle gelmiştir. Bunca bilgi kirliliği içinde, Yavuz Sultan Selim’i tanımaya nereden başlamalıyız? Feridun M. Emecen’in özenli çalışması, tam olarak bu sorunun cevabını veriyor. Doğrudan arşiv belgelerine ve çağdaş kaynaklara yaslanan Yavuz Sultan Selim, ilk Osmanlı halifesinin siyasi hayatını biyografik bir bağlamda titizlikle inceliyor. Emecen, bu incelemeyi yaparken saf bir nakilcilikten uzak duruyor. Olayları “kişi, muhit, çevre” üçgeninde inceliyor, hayranlık yerine ampirik verileri esas alıyor ve analitik çözümlemelere başvuruyor. Bilimsellikten taviz vermezken, aynı zamanda Yavuz Sultan Selim’in hayat hikâyesini edebî bir üslupla aktarmayı başarıyor.

image description

Gaziantep Yahudileri

Naim A. GÜLERYÜZ

Yüzyıllar boyu Türkiye'de yaşamış ve toplumla bütünleşmiş, ancak değişik nedenlerle göç ettiklerinden bu kentimizde artık mevcudu kalmamış Gaziantep Yahudilerinin gelenekleri, yaşam kültürleri...

image description

İbn Battuta Seyahatnamesi

Ebu Abdullah Muhammed İbn Battuta et- Tanfi

XIV. yüzyıl İslâm âlemi ile birlikte Türk dünyasını canlı levhalar halin­de aksettiren önemli kaynaklardan biri de İbn Battuta’nın Tuhfetu’n-Nuzzâr fî Garâibi’l-emsâr ve Acâibi’l-esfâr adlı seyahatnamesidir. 1325 yılında, 22 yaşında iken hac maksadıyla memleketinden ayrılan, Avrupa hariç neredeyse eski dünyanın tamamını gezen İbn Battuta, Marko Polo ile birlikte Ortaçağ’ın en büyük iki seyyahından biridir. Seyahatname; yeme, içme, giyim, aletler ve âdetlerle ilgili etnoloji ve folklor malzemesinden başka, İslâm âleminin iktisadi hayatını ve sanatını inceleyenler için bir hazine değerindedir. Eser o zamanki İslâm dünyasının etnik vaziyeti hakkında da bilgi vermektedir. Devrin büyük şeyhleri, velileri yanında Sünnîlik, Şiîlik ve şubeleri hakkında fikir edinmek de mümkündür. Eserde Anadolu’nun o günkü durumu hakkında ayrıntılı bilgi vardır ve beyliklerin iç ihtilâfları, Umur Bey’e karşı düzenlenen Haçlı saldırısı, Germiyanoğulları’na karşı duyulan güvensizlik, Eretna Devleti’nin refah seviyesi, Sinop’un stratejik değeri, Erzurum ve Erzincan’da birbirleriyle çarpışan Türkmen kabileleri, İlhanlılar’ın Anadolu siyaseti, Çobanoğulları vb. hakkında birinci el kaynaklardandır

image description

Milliyetçiliğin Yüzleri Janus’a Yeni Bir Bakış

Tom NAIRN

“Modern felsefenin esas konusu sanayileşme değil, milliyetçiliktir; buhar makinesi ve bilgisayar değil, ulustur. Alman felsefesi (Marksizm dahil olmak üzere), sancılı bir oluşum çağındaki Almanya’yla ilgiliydi; İngiliz ampirizmi, serbest ticaret ve ilkel endüstriyel hegemonya devrindeki Anglo-Britonlarla ilgiliydi; Amerikan pragmatizmi, Batı sınırına dayanılmasının ardından ABD demokrasisinin yayılmasıyla ilgiliydi; Fransız varoluşçuluğu, 1789 Cumhuriyetçiliğinin yirminci yüzyıldaki yenilgilerinin ardından düştüğü açmazı temsil ediyordu.” çocukluk hastalığı, saçmalık, akıldışılık, kaba ilkellik… Ötesi, modern çağın karanlık yüzü. Günümüzde milliyetçilik ile birlikte anılan onca benzer tanımlamaya bakılırsa, son kullanma tarihinin dolması murat edilen arkaik bir lanetten söz ediliyor gibi. Peki, Nairn’in milliyetçiliğe atfen kullandığı iki-yüzlü Roma tanrısı “Janus” metaforu bize ne söylüyor olabilir? Kendilerini modernizmin “ilerlemeciliği” ve sanayileşmenin yıkıcı hükümranlığı altında bitap düşmüş hissedenler, “yüzlerini” geçmişe çevirdiklerinde ne görüyorlardı? Milliyetçilik, hangi arzulara cevap vererek işlevselleşiyordu ?

image description

Heft Peyker Yedi Suret

Genceli NİZAMİ

Her bir hikayesiyle birer harikalar alemi sunan Nizami, yaradılışın tüm zenginliğini ve maharetini ebedileştirmek ister. İster ki, büyük bir ihtişamla akıp giden sonsuzluk olanca görkemiyle kendini duyursun… Ve insan hallerinin en yücesi olan aşktan başlayarak, insan davranışlarına kendi rengini veren iyi niyete kadar bütün bir yaşamın zenginliği, insanın en güzel halleri ebedi duyarlığından hiçbir şey yitirmeden hikayeler biter. Biter ama bir anda gafletin mağdurları çıka gelir. O vakit kısa ve öz bir pişmanlığı duyuracak “Yedi Mazlum”un hikayeleri başlar. Nizami sanki asıl bunu duyurmak ister.

image description

Hz.Muhammed’in İzinde

Eric SCHROEDER

Eric Schroeder İslam tarihini bütün şaşaası ile anlatan hikâyeleri tamamen o devri yaşamış insanların ağzından aktarıyor. Dört yüze yakın tarihçi, vakanüvis, şair ve kahramanın kitaplarını yedi yıl boyunca titizlikle tarayan ve belgeleri tasnif eden yazar, en kıymetli ve canlı olanları kronolojik bir sırayla okuyucuya sunuyor. İslam medeniyetini meydana getiren tarihî şahsiyetler özenli bir aktarımla ete kemiğe bürünüyor ve tanıklıklarını dile getiriyor.  Belge odaklı bir tarih perspektifi geliştiren Schroeder, tarihçinin vazifesinin belgeler hakkında fikir yürütmek ya da tarihî olay ve şahıslar hakkında hüküm vermek olmadığına inanıyor. Bu nedenle İslam tarihi  ile okuyucuların arasından çekilmek ve kararı okuyuculara bırakmak için azami çaba sarf ediyor.  Tarihin renklerinin ve inceliklerinin anlaşılması ancak hikâyelerle mümkündür. Hikâyelerle örülü bir tarih anlatısı olan Hz. Muhammed’in İzinde, tam da bu nedenle makro ve mikro tarihi birleştirerek sürükleyici bir siyer okumasını mümkün kılıyor.

image description

Dinler Tarihine Giriş

Annemarie SCHIMMEL

Din deyince neyi anlamalıyız? İnsan ile insaüstü kudret arasındaki münasebetin mahiyeti nedir? Dinler tarihi’nin muhtevası nedir? Din fenomenolojisi, Din sosyolojisi, Din psikolojisi, Din felsefesi, Din metafiziği bize neyi anlatır? Beşerî dinler ve ilahî dinlerin kesiştiği noktalar nelerdir? İsveçli büyük episkopos Nathan Söderblom, vefatından birkaç dakika önce demişti ki: “Biliyorum ki, Allah yaşıyor. Bunu din tarihinin verdiği malumatla ispat edebilirim.” Schimmel’in Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde verdiği ders notlarından derlediğimiz bu çalışma dinler tarihi sahasında müstesna bir yere sahiptir. Schimmel’e göre dinlerin tarihini araştırırken, objektif bir gözle bakmaya çalışmalı, her dinde gizli olan hakikati anlayıp anlatmaya uğraşmalıdır. Kendi dininin ülkülerini, başka dinlerin ülküleriyle karşılaştırmalı, kendi dininin zayıf gibi gelen noktalarını, başka dinlerin zayıf görünen noktalarıyla mukayese etmelidir. Fakat yanlış bir perspektifle, yabancı dinlerin ilk anda acaip görünen özellikleri hakkında derhal kesin yargıya varmamalıdır.

image description

Peygamberden Sonra

Lesley HAZLETON

“İslamın olağanüstü ve saygı duyulacak bir hikayesi- (okumuş olsaydı) Machievelli’ yi bile titretecek bir güç, entrika, rekabet, cinayet, hileli yönlendirme, hırs ve inanç hikayesi, ama her şeyden önce büyük bir insanlık hikayesi. Şii Sünni bölünmesini anlatan diğer, çoğu zaman korku dolu anlatımları utandıracak, muhteşem bir roman tarzında yazılmış bir hikaye”
- The Ayatollah Begs to Differ yazarı Hooman Majd

image description

İslam’ın Evrenselliği

Mehmet S. AYDIN

İslâm, çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilir mi? Hep söylenegeldiği gibi İslâm terakkiye (ilerlemeye) mâni midir? İslâm ile laiklik bağdaşır mı? Dinde reform mümkün müdür? İslâmcılık nedir, siyasal İslam nasıl ortaya çıkmıştır? Bu ve benzeri "güncel" soruları hem dinî, hem de aklî açılardan değerlendirip soğukkanlı bir şekilde tartışan Prof. Dr. Mehmet S. Aydın, zengin birikimine dayanarak, ufuk açıcı, hepsinden önemlisi de "dengeli" sonuçlara ulaşmayı başarıyor. İslâm'ın Evrenselliği, günümüzün en kafa karıştıran konularına yetkin bir kalemden aydınlatıcı açıklamalar sunuyor.

image description

Tanrı Yoktur Allah’tan Başka

Reza ASLAN

“tanrı yoktur Allah’tan başka” Dünyanın en hızlı büyüyen dini olmasına rağmen İslam hâlâ bilgisizlik ve korkuyla karşılanıyor. Peki bu kadim inancın özü nedir? İslam bir barış mı yoksa savaş dini midir? Allah’ın, Yahudi ve Hıristiyanlar’ın Tanrısı’ndan farkı nedir? Bir İslam devleti, çoğulculuk ve insan hakları gibi demokratik değerler üzerine kurulabilir mi? Karşılaştırmalı dinler akademisyeni ve yazar Reza Aslan araştırmaya olan tutkusu ve bu sorulara getirdiği açıklık ile uluslararası övgüye değer görülmüştür. İslam’a bakış açımızı saptıran ‘medeniyetler çatışması’ zihniyetini sorgulayan Aslan, “tanrı yoktur Allah vardır”da, bu hassas inancın güzelliğini, merhametini ve tüm karmaşıklığını her yönüyle anlatıyor.

image description

Hititler: Bilinmeyen Bir Dünya İmparatorluğu

Birgit BRANDAU & Hartmut SCHICKERT

Teknolojisi, kültürü ve hukuk sistemiyle hayranlık uyandıran görkemli Tunç Çağı imparatorluğu: Hititler. Birgit Brandau ve Hartmut Schickert, Anadolu’nun eski dünyasına bir kapı açarak, bu olağanüstü halkın dünyasına götürüyorlar bizi. Tıpkı Brandau’ nun "Troia: Bir Kent ve Mitleri" adlı kitabında yaptığı gibi, arkeoloji biliminin en yani bulgularına ve uzmanların görüşlerine dayanarak.

image description

Göbeklitepe En Eski Tapınağı Yapanlar

Klaus SCHMIDT

Yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle Nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli değişimlerinden biri yaşanmaktaydı. İnsanoğlu avcı-toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi-üretici düzene geçmek üzereydi. 12.000 yıl öncesinin avci toplayıcılarının bu geçiş döneminde, sandığımız gibi mütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine, görkemli bir evre yaşadıklarını, Göbekli Tepe’de bize bıraktıkları izlerde görebiliyoruz. Göbekli Tepe’nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde kabartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldığını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, raslantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğunluk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal düzenin, organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günümüze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçmişimizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları üretebilmemizi sağlayan Göbekli Tepe, emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen, haklı olarak gururlandıran eşşiz bir değerdir.

image description

Mısır Tarihi

Erik HORNUNG


Mısır uygarlığı Batı insanının her zaman ilgisini çekmiş, gizemin ve yüceliğin simgesi olan, imkansızlıkların ve bin yıllarca etkisini yitirmeyen geleneklerin somutlaştığı "Şarka özgü" bir dünya olarak algılanmıştır.
Ünlü mısırbilimci Erik Hornung tarih öncesi dönemden Roma İmparatorluğuna uzanan Mısır tarihinde bizi kısa bir gezintiye çıkarıyor. Büyük kralların piramitlerinde dolaşmamızı, Ortadoğu'nun karmaşık dünyasına yapılan askeri seferlere katılmamızı, saray komploları ve cinayetlere tanık olmamızı, Mısırlının dinle ve din için şekillenen gündelik yaşamını izlememizi ve bugünün dinlerinin kökenlerini anlamamızı sağlayan "ötedünya kitapları"nı daha yakından tanımamızı sağlayan bir gezinti bu.
Ana Hatlarıyla Mısır Tarihi üçbün yıllık kadim bir uygarlığın görkemli tarihini, dinsel yaşamını, gündelik eylemlerini ve yönetimini en anlaşılır biçimde betimliyor.

image description

Savaş Sanatı Tarihi

John KEEGAN

Önde gelen savaş kuramcılarından John Keegan, bu çalışmasında Taş Devrinden Nükleer Çağa savaşın tarihini inceliyor, Keegan'a göre, insanlığın başlangıcından çağdaş dünyaya varışına deh geçen süre içinde gösterdiği değişim ve gelişimler savaşın tarihim oluşturmaktadır. Bu nedenle; savaşın tarihi uygarlığın tarihi olmaksızın düşünülemez. Bu kapsayıcı bakışla Keegan, Clausewitz'in, savaşın politikanın kaçınılmaz sonucu olduğuna dair görüşüne karşı, savaşın kültürel karakterine vurgu yapıyor. Savaşlara damgasını vuran siyasi nedenler olabilir, ancak esas itki kültürün kendisidir. Keegan'a göre, tüm uygarlıkların başlangıçlarını savaşçılara borçlu olmasına karşın, küresel varlığımızı sürdürebilmemiz ancak yıkıcı şiddet eğilimimizi kısıtlamamıza bağlıdır. Savaş Sanatı Tarihi, günümüzdeki sonuçlarıyla birlikte savaşın 4000 yıllık tarihini bir çırpıda anlamamızı sağlayan çığır açıcı bir çalışma.

image description

Paris Düşerken

İlya EHRENBURG

Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga’dan oluşan nehir roman, 20. yüzyılın en hareketli dönemini tüm tarafları ve çeşitli yönleriyle tasvir eden dev bir eserdir.
Savaşın ayak seslerinin duyulduğu 1930’ların ikinci yarısından, soğuk savaş rüzgârlarının Avrupa’yı içine aldığı 1950’li yıllara kadar uzanan dönemi kapsayan bu eserin ilk kitabını oluşturan Paris Düşerken’de, yayılmacı Hitler faşizminin işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri üzerine projektör tutulur. Bir yanda işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlı olan yönetici elit ile burjuvazi, diğer yanda faşizme karşı yurt savunması için örgütlenen direnişçiler bu saflaşmanın iki ana kesimini oluşturmaktadır. İşgal günlerinde, her şeylerini geride bırakarak, kafileler halinde kentlerini terk eden Parislilerin trajedisi, uluslararası diplomasinin satranç tahtasında yapılan hamleler, cepheden gelen bozgun haberleri, direniş hareketini örgütleme çabaları...
İlya Ehrenburg’un bu eseri yüzyılın en büyük romanlarından sayılan ve sayısız dilde basılarak milyonlarca insan tarafından beğeniyle okunan bir klasik.

image description

Paris, Modernitenin Başkenti

David HARVEY

“Büyüyüp dünyaya başkent olsan bile hiçbir zaman yurttaşların olmayacak senin,” diyor Jules Ferry geçmişe özlemle. Modern hayatın karşısında başı dönen Baudelaire şehri, “hastane, hapishane, kerhane, araf, cehennem” diye tanımlıyor ve ekliyor; “Seviyorum seni, rezil başkent.” David Harvey Paris, Modernitenin Başkenti'nde, Balzac, Baudelaire, Flaubert, Zola gibi edebiyatçıların tasvirleri ve gelecek vizyonları, Daumier’in karikatürleri ve Marville’in fotoğrafları eşliğinde Haussmann’ın kenti “zorla modernliğe sürüklediği” ve baştan yarattığı İkinci İmparatorluk Parisi’nden günümüze bakıyor.
Göç, banliyöleşme, temaşa, alışveriş, mutenalaştırma... Barikatlarla olduğu kadar spekülasyon ve kiralarla da ikiye bölünen bir kent. Haussmann’ın yeni Paris’i İkinci İmparatorluğun gösteri salonu mudur yoksa piyasanın fuhuş merkezi mi? Harvey’in her yönüyle gözler önüne serdiği Paris’in öyküsü, aynı zamanda içinde yaşadığımız kentlerin öyküsüne, örneğin İstanbul’un ‘80 sonrası dönüşümüne dair çarpıcı ve net bir fotoğraf koyuyor. Kenti; modern toplumun, hayatın ve bireyin politik bedenini masaya yatırıyor.

image description

Sömürgecilik Tarihi

Marc FERRO

Bugün Afrika toplumları arasında sürüp giden kanlı savaşların, Güney Amerika’daki
muz cumhuriyetlerinin çektikleri sıkıntıların, dünyanın doğu yarımküresinde bitmek tükenmek bilmeyen darbelerin ve daha nice ülke toplumlarının kanayan yaralarının, yeryüzünden toptan silinen kimi etnik toplulukların tek bir açıklaması vardır: Sömürgecilik hareketi.
Esas olarak Batı Avrupa kökenli olan bir hareketi ele alan bu çalışmada, dünyada gelmiş geçmiş hiçbir devlet örgütünün masum olmadığı ayrıntılı örneklerle gösterilmektedir: İkinci Dünya Savaşı Japonya’sında Uzakdoğu toplumlarına yönelik değerlendirmeler, Rusların Slav olmayan topluluklar hakkındaki politikaları, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın Sudan’a ve Habeşistan’a yönelik niyetleri, Çinlilerin çeşitli Asyalı toplumlarla ilişkileri vb. Ama konunun odağında Batı Avrupa bulunmaktadır; kilisesiyle, ekonomisiyle, kendi içindeki savaşlarıyla... Çünkü Batı kökenli sömürgecilik çok daha radikal hedefler benimsemiştir. Girdiği ülkeyi yalnızca sömürmekle yetinmemiş, bunu sürekli kılmak uğruna insanların doğrudan ruhlarına sahip olmayı amaç edinmiştir. Hikmeti kendinden menkul bir “uygarlık” vaazıyla inanç sistemlerini parçalamış, o olmadı, ırk sınıflandırmasına gitmiştir. Öylesine onulmaz yaralar açmıştır ki, sömürgeciliğin kâğıt üzerinde ortadan kalkmasına rağmen, eski hegemonyaların sınırlarından yaratılan “bağımsız” ülkeler, bir yandan dayatılan “Batı tipi” ekonomik modellere ayak uydurmaya çalışırken, diğer yandan iki arada bir derede kalan etnik toplulukların yarattıkları karışıklıklarla başa çıkmaya çabalamaktadır.
Sömürgecilik Tarihi’ni okuduğunuzda dünyanın birtakım olmazsa olmaz tabir edilen kurumlarına, küreselleşmeye, var olan etnik ve dini mücadelelere bir başka gözle bakacaksınız.

image description

Akdeniz; Bir Denizin Hikayesi

Ernle BRADFORD

İnsanlar yüzlerce yıldır Akdeniz'in sularında yelken açtılar, savaşlara katıldılar, avlandılar; kıyılarında evler, saraylar kurup şehirler işgal ettiler, şehirler kaybettiler; denizin mavisine bakarak hayallere daldılar...
Batı medeniyetinin beşiği, üç kıtayı bir araya getiren deniz olarak anıldı hep Akdeniz; halklarının hikayesine denizin gelgitleri eşlik etti. Mısırlılardan Gritlilere, Roma ve Bizans dönemine, Arap ve Türk fetihlerine kadar, üzerinde hakimiyet kurmayı başaran bütün halkları dize getirdi. Akdeniz. Napolyon savaşlarından Süveyş Kanalı'nın açılışına, iki dünya savaşına kadar Akdeniz yine tarih sahnesinde başrolde yer alıyordu. Denizci - tarihçi Ernle Bradford'un 30 yıl boyunca Akdeniz'in neredeyse her konuyu, her adasını, her şehrini bizzat görüp keşfederek yazdığı Akdeniz:Bir Denizin Hikayesi, Eski Dünya’nın göbeğinde bir mücevher gibi uzanan bu denizin öyküsünü anlatıyor bize; gemileri, yemekleri, kentleri, balıkları, bitkileri, efsaneleriyle...

image description

Asurlular

Eva CANCIK -Kirschbaum

Üzerinde yaşadığımız toprakları ve bizden önce burada yaşamış medeniyetleri ne kadar tanıyoruz?
Kapadokya’da yapılan kazılarda bulunan yüzlerce tabletten Mezopotamya’da yaşamış olan Asurlular’ın ticaret için Kayseri’ye kadar geldiklerini; Hititler, Mısırlılar ve İranlılar ile ilişkilerini öğreniyoruz.
Asurlular’ın tarihleri ve kültürleri hakkında yayınlarıyla tanınan yazarımız EVA CANCIK-KIRSCHBAUM bu kolay okunan kitabında sizlere, Asurlular’ın yerleşim yerleri, siyasi ve sosyal yaşamları, dini inanışları ve komşularıyla ilişkileri hakkında geniş bilgiler vermektedir.

image description

Bizans İmparatorluğu Tarihi

Radi DİKİCİ

Bizans, insanlık tarihinin en uzun süre yaşamış imparatorluklarından biridir. 1123 yıllık tarihinde farklı on üç hanedan tarafından yönetilerek yaratılan uygarlığın temel nitelikleri ve bu uygarlık yapısına nasıl ulaşıldığının anlatıldığı bu kitap, Şu Bizim Bizans’ın güncellenmiş baskısıdır. Kitapta siyasal olaylar dışında toplumsal yaşam, sanat, kültür, mimarlık ve günlük hayat gibi konular da yer almaktadır.
Bizans İmparatorluğu Tarihi (Şu Bizim Bizans-Byzantium 330-1453) önceki baskılardan çok farklı araştırmaları da kapsamış ve bu bilgilerin ışığı altında yeniden düzenlenmiştir. Önceki baskıları okumuş olanlar ilk sayfadan itibaren yenilenen konuları fark edeceklerdir.
Okur, Bizans İmparatorluğu’ndan yalnız insanlık tarihinin gelişimini değil, aynı zamanda ondan sonra gelen Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal ve hukuksal yapısının nasıl etkilendiğini görecektir. Çünkü tarih, yalnızca geçmişi değil, geçmişten geleceğe taşınan mirasın yeni kuşakları nasıl etkilediğini de öğreten bir olgudur.

image description

Ortaçağ Batı Uygarlığı

Jacques Le GOFF

Karanlıklar Çağı olarak nitelenmiş olan Ortaçağ, barış özlemi ve savaş, inanç ve başkaldırı, açlık ve yayılmacılık arasında bocalayan keşişleri, ruhbanları, savaşçıları, köylüleri, zanaatkarları ile bir yandan yaşam savaşı verirken, öte yandan zaman ve mekana egemen olmayı, toprak açmayı, köy, şato ve kentler çevresinde bir araya gelmeyi başarmış; makineyi, saati üniversiteyi ve usulu keşfetmiştir.

image description

Osmanlı İstanbul’unun Toplumsal Tarihi

Ebru BOYAR

İstanbul, en parlak devrinde sınırları Fas'tan Ukrayna'ya,
İran kıyılarından Macaristan'a uzanan Osmanlı İmparatorluğu'na 470 yıl boyunca başkentlik etti. Payitaht, Osmanlı coğrafyasının sanat ve düşün merkezi olduğu gibi, dünyanın dört bir yanından tüccarları kendine çeken bir ticaret üssü ve imparatorluğun siyasi motoruydu. Şehrin sakinleri, güç ve gösterişin ihtişamı içinde, bu başkentin şiddetiyle kuşatılmış olarak ve imparatorluğun çok çeşitli kaynaklarının aktığı Dersaadet'in devasa refah ağlarına yaslanmak suretiyle hayatlarını sürdürüyorlardı. Değerli iki Osmanlı tarihçisi Ebru Boyar ve Kate Fleet'in birlikte kaleme aldıkları Osmanlı İstanbul'unun Toplumsal Tarihi, bu uzun süreç boyunca canlı, şiddet dolu, dinamik ve kozmopolit imparatorluk başkentinin toplumsal bir portresini sunuyor.

image description

Dört İstanbul

Radi DİKİCİ

Radi Dikici, Dört İstanbul'da şehirlerin kraliçesinin MÖ 657 yılında
Kral Byzas tarafından kurulmasıyla başlayan ve 1924'te Osmanlı hanedanının son bulmasına kadar uzanan yaklaşık 2600 yıllık öyküsünü anlatıyor. Byzantion (Byzantium), Augusta Antonina, Konstantinople (Yeni Roma) ve Osmanlı'nın İstanbul'u adıyla kentin dört dönemini birçok bilinmeyen yönleriyle bir roman tadında sunuyor.

Kentin çağlar boyu sosyal yaşamın merkezi haline gelişi...
İlk üniversitenin kuruluşu...
Bugünkü hukuk düzeninin temellerinin oluşumu...
Hıristiyan inancının tespit edildiği İznik Konsili ve Akidesi...
İlk kez gün ışığına çıkan belgelerle 54 gün süren Fetih...
471 yıllık birçok yönünü bilmediğimiz Osmanlı yönetimi...
Yepyeni harita, resim ve tablolarla İstanbul'un dört dönemi.

image description

İstanbul’u Anlamak

Turgut CANSEVER

Dünyada, Ağa Han Mimarlık Ödülü'nü üç kez alan tek mimar olan Turgut Cansever'in İstanbul'a ilişkin derinlikli görüşleri bu kitapta toplandı. Kendine özgü düşünme sistemini yine kendine özgü bir sesle dile getiren Turgut Cansever, İslam mimarlık mirası içinde İstanbul'u, Boğaziçi'ni, Haliç meselesini, bahçe kültürünü, tarihî yarımadanın yüz yüze kaldığı meseleleri ve bu eşsiz şehre ilişkin pek çok konuyu yıllardır gündeme taşıdı, çözümler sundu. Bütün bu çalışmalar, İstanbul'u Anlamak'ta bir araya geliyor.

Cansever'in İstanbul üzerine ortaya koyduğu metinler, onun görev bilincinin en parıltılı tecellilerindendir. Elinizdeki eser, İstanbul'un geçmişinden yola çıkarak bugününe ve geleceğine ışık tutmaktadır.

image description

Konstantiniyye; Dünyanın Arzuladığı Şehir

Philip MANSEL

Bu kitap Konstantiniyye'nin (İstanbul'un) beş yüz yıllık tarihi... Osmanlı'nın en parlak döneminden çöküşüne, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna uzanan zaman dilimini kapsayan, dünyanın en güzel şehrinin tarihsel haritası.

image description

Öykülerde İstanbul

H. Rahmi GÜRPINAR, Ömer SEYFETTİN, Sait F. ABASIYANIK...

İstanbul, Türk edebiyatının en önemli yaşam alanlarından biri olageldi.Yüz yıldır binbir yüzü yazıldı ama hala yazılmayı bekleyen pek çok yüzü, pek çok kişiliği var. Öykülerde İstanbul'da işte bu benzersiz zenginlikteki dünyayı insanları, doğası, semtleri ve nostaljisiyle yansıtan öyküler bulacaksınız.

image description

Siyasetname

Nizamü’l – MÜLK

Selçuklu sultanları Alparslan ve Melikşah'ın veziri olarak otuz yıl boyunca devlet yönetiminde söz sahibi oldu, görüşleriyle sultanların kararlarını etkiledi. Siyasi bir suikasta kurban gitmesinden kısa bir süre önce hükümdarlık sanatı konusunda düşüncelerini kaleme aldı. Melikşah'ın devlet yönetimi hakkında kapsamlı bir rapor istemesi üzerine yazılan Siyasetname, Nizamü'l-Mülk'ün devlet adamı olarak deneyimlerini aktardığı bir el kitabı olmasının yanı sıra, edebi değeriyle de yüzyıllardır dikkati çeken bir eserdir.

image description

Dünya Tarihinde Türkler

Carter V. FINDLEY


Türkler dilleriyle, kültür ve tarihlerindeki bazı ortak unsurlarla tanımlanabilen,bunun dışındaysa insanı şaşırtacak kadar farklı özellikler gösteren bir halklar grubudur. Uygarlık açısından, zaman içinde derin dönüşümler geçirmişlerdir. Herhangi bir dönemde, şu ya da bu yabancı grubun onları pek de uygar görmediği olmuştur. Böyle algılanmaları, tarihsel olarak göçebe bir yaşam sürdürmelerinden kaynaklanır. Bir anlamda, Türkler Avrasya boyunca göçerken uygarlıklar arasında da göçmüşler, ama bu süreçte kimliklerini korumuşlardır. Ayrıca, çok uzun dönemler boyunca belirli bir uygarlığı benimseyip o uygarlığın gelişmesine katkıda bulunabileceklerini de göstermişlerdir. İki bin yıl boyunca Avrasya' da yayılmalarının tarihi, bugünkü uygarlıklar çatışması tartışmalarından çok önce başlamış olsa da, büyük ve farklılık gösteren bir grup halkın zaman ve mekânda kimliğini ortaya koyması, dönüştürmesi ve yansıtması sürecine yararlı bir ışık tutabilir. Tarihçi Carter Vaughn Findley mecaz olarak Türk halılarını kullanarak Türk halklarının ortaya çıkışını, kurdukları ilk devletleri, Müslümanlığı kabul ederek ilk büyük dönüşümlerini gerçekleştirmelerini, Selçuklu, Moğol, Timur, Safevi, Mugal ve Osmanlı imparatorluklarını anlatıyor. Sonra modernlikle karşılaşıyor Türk halkları ve ikinci büyük dönüşümlerini geçiriyorlar. Yirmi birinci yüzyılda ise Türk halklarının dünyası, Türkiye Cumhuriyeti, Sovyet sonrası beş Türki cumhuriyet, Avrasya boyunca görülen toplumlar ve dünyanın dört bir köşesine dağılmış bir diyaspora manzarası gösteriyor.

image description

Kudüs

Dror ZE'EVI

Kudüs sancağı Osmanlı İmparatorluğu'nun ne sınırındaydı, ne de merkezine yakındı, yönetimi tehdit eden bir bölge de değildi. Müslümanların gözünde kutsal ve saygındı, ama sonuçta tipik bir Osmanlı sancağıydı. 17. yüzyılda sancakbeyleri, kadılar ve sipahiler Osmanlı yönetimini temsil ediyor, yerel eşraf, ulema, esnaf, zanaatkarlar ve tabii ki kadınlar Kudüs'ün toplumsal hayatında yer alıyorlardı. Aralarındaki nüfuz mücadelesi zaman zaman çatışmalara yol açmış, yerel hanedanlar yükselmiş, ne var ki Osmanlılar egemenliklerini sürdürmeyi bilmişlerdi. İsrailli tarihçi Dror Ze'evi özellikle kadı sicillerini kullanarak bu kutsal kent ve çevresinin 17 yüzyıldaki renkli yaşamını, yönetici ve yerel elitin iktidar mücadelesini anlatıyor.

image description

İran Tarihi

Gene R. GARTHWAITE

Tarihte belki de hiçbir ülke İran kadar radikal değişimler yaşamamıştır. İran Tarihi, bu köklü medeniyetin geçirdiği sıra dışı süreçleri, her dönem için en yenileri de dahil olmak üzere bütün önemli kaynakları kullanarak analitik bir yöntemle ele alıyor. Profesör Garth-waite, MÖ 6. yüzyılda ilk Pers İmparatorluğu'nu kuran Büyük Kiros'tan başlayarak imparatorluğun yükselişine ve Roma'yla çekişmesine, Arapların fethine, 16. yüzyılda tekrar bir Pers devletinin kurulmasına ve 1979'daki İslam Devrimi'nin ardından İslam Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar bütün olayları titiz araştırmalar ve geniş kaynaklar ışığında değerlendiriyor.
İran Tarihi kitabı, İranlı kimliğinin temelinde yer alan hükümdarlık kurumunun ekseninde ülkenin siyasi, toplumsal ve kültürel tarihinin zengin bir özeti...

image description

Peygamberin Hırkası

Roy MOTTAHEDEH

Roy Mottahedeh'in yayınlandığında büyük bir ilgi uyandıran bu yapıtı, İran'ın ikibin yıl öncesine dayanan tarihiyle birlikte biçimlenen özgün kültürünü, modernlik öncesinden günümüze uzanan çalkantılı toplumsal değişimini ele alıyor. Harvard Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi'nin başkanlığını yapmakta olan profesör Mottahedeh kitabında, geleneksel Şii bilimlerinin okutulduğu Kum medreselerinde eğitim gördükten sonra laik öğrenime merak sarıp, molla ve ayetullahların çevresinden ayrılan bir mollanın portresinden yola çıkarak, felsefenin, mantığın, dinbilimin, sosyal bilimlerin, edebiyatın, şiirin ve siyasi düşüncenin derinliklerine uzanan zengin bir tablo çiziyor.
Kendi deyişiyle bu tablo; henüz geride bıraktığımız 20. yüzyılın sonlarında yaşanan dinsel taşkınlıklarla dinin politikada rol almak isteyişinin, diğer yanıyla da birkaç kuşak milliyetçilik, Batılılaşma ve sosyalizmin yarattığı düş kırıklığı karşısında eski ve köklü değerlere geri dönmeye itilen Üçüncü Dünya'nın öyküsü. Ama en başta da 11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un "Tatsız Türk bolmaz, başsız börk bolmaz" diyerek "giyecek baş olmadan başlık olmayacağı gibi Fransız Türk olmaz" diye tarihsel bağlarımızı açıkladığı İran'ın öyküsü.

image description

Saray Gezisi (Kahire Üçlemesi 1. kitap)

Necip MAHFUZ

Mahfuz'u dünya romancılığının doruklarına taşıyan; bir ailenin
üç kuşağının anlatıldığı üçlemenin ilk kitabı Saray Gezisi'nde,1990'ların ingiliz işgali altındaki Kahire'sinde yaşayan bu aileyi tanırız: Karısına ve çocuklarına karşı son derece katı, despot biriyken, evin dışında, şakacılığıyla, kibarlığıyla tanınan ve erotik zevkler peşimde gittiği gece âlemlerinin aranan siması Ahmet Bey. Namuslu bir kadının, yanında kocası ya da yetişkin oğulları olmadan sokağa çıkmasının hoş karşılanmadığı bir toplumda, ev hapishanesinin gönüllü mahkumu Emine Hanım. Ve çocukları.

image description

Şevk Sarayı (Kahire Üçlemesi 2. kitap)

Necip MAHFUZ

Kahire Üçlemesinin ikinci kitabı Şevk Sarayinda Ahmet Abdülcevat ve ailesinin hikâyesi devam ederken artık ikinci kuşağın, yani çocukların
-Yasin, Kemal, Hatice ve Ayşe-yaşamı ağırlık kazanıyor. Yasin'in evinin bulunduğu Şevk Sarayı Sokağı'ndan adını alan bu ikinci kitabın arka planında 1920'lerin sonundaki Mısır ve Kahire de yerini koruyor.

image description

Şeker Sokağı (Kahire Üçlemesi 3. kitap)

Necip MAHFUZ

Kahireli tüccar bir ailenin hayatı etrafında Mısır'ın siyasi ve toplumsal geçmişinin anlatıldığı bu son kitapta ailenin üçüncü kuşağı ele alınıyor. Üçlemenin son kitabında elden ayaktan düşmüş bir Ahmet Bey ile artık sokağa çıkmak için izin alması gerekmeyen bir Emine çıkıyor karşımıza. Onların yetişkin torunlarının hikâyesini okurken arka planda 1940'ların Mısır'ına vâkıf oluyoruz. Mısır toplumu giderek daha fazla dünyaya açılırken üçüncü kuşağın yaşam tarzı, ilişkileri, sorunları birinci kuşağın tasavvur edebileceğinin çok ötesine gitmiştir...

image description

Antikçağ Sanat Tarihi

Johann JOACHIM

Bilimsel arkeolojinin ve sanat tarihinin kurucusu olarak görülen Winckelmann'ın başyapıtı olarak bilinen Antikçağ Sanat Tarihi, Mısır, Fenike, Pers ve Etrüsk sanatlarından söz ettikten sonra Grek ve Roma sanatına ayrılmış daha detaylı bölümlerle tamamlanıyor. Sanatların oluşmasında dış etkenlerin ve koşulların en önemli belirleyicilerden biri olduğunu ileri süren Winckelmann'ın bu başyapıtıyla, sanata ilgi duyan tüm okuyucuların sanatın tarihine doğru kendi yolculuklarını gerçekleştireceklerini düşünüyoruz.

image description

Osmanlı Şehri

Turgut CANSEVER

Turgut Cansever düşüncesi tüm kâinatın Allah tarafından insanoğluna emanet edildiği, onun hüsnü muhafazasında ve güzel hale getirilmesinde toplumların, dolayısıyla bireylerin ortak sorumluluğu bulunduğu şeklinde özetlenebilecek basit bir temel kabule dayanır. Yani onun için 'korumak' ve 'güzelleştirmek' anahtar kavramlardır. Cansever, "Osmanlı Şehri"nde yer alan makalelerinde insana, dünyaya ve varlığa dair bütüncül telakkinin mimariye ve hayatın her alanına nasıl uygulanabileceğini anlatıyor. Osmanlı evinden ve şehrinden yola çıkarak immateryal, sonsuzluğu, sınırsız mekânı temsil eden bir mimarî anlayışı ortaya koyuyor. "Osmanlı Şehri" Bilge Mimar'dan kalan kıymetli mirastan bir kesit.

image description

Erken Hıristiyan Sanatı

Guntram KOCH

Bu kitapta Doğu'da Roma İmparatorluk Dönemi ile Erken Bizans Dönemi arasındaki yüzyılları, Batı'da ise Erken Orta Çağ'ı (3.yy.-6.yy. ortası) içine alan Geç Antik Çağ ve Erken Hıristiyanlık Dönemi'nin mimarlık tarihi ve sanatı hakkında genel bilgiler yer almaktadır. İlgili eserler alabildiğince çizim, resim ve buna bağlı olarak kısa açıklamalarla tanıtılmaya çalışılmıştır. Bugün Türkiye sınırları içinde Erken Hıristiyanlık Dönemi'ne ait çok sayıda önemli anıt, müzelerinde ise yine sayısız plastik eser ve küçük sanat eserleri bulunmaktadır. Bu nedenle kitabın Türkçe çevirisine, bu eserlerin resimlerle az da olsa tanıtıldığı "Türkiye'deki Erken Hıristiyanlık Dönemi Önemli merkezleri" adlı yeni bir bölüm eklenmiştir. Ayrıca kitabın kaynakçasının yanı sıra bu bölümde her bir yerleşimin anlatımı sonrası, o yerleşime özel ayrı bir kaynakça verilmiştir. Bu açıdan Arkeoloji ve Sanat Yayınları'nın Türkçeye kazandırdığı Prof. Dr. Guntram Koch'un bu önemli eseri kapsadığı alanın temel bir başvuru kitabı niteliğindedir.

image description

Güzelliğin Tarihi

Umberto ECO

Güzellik nedir? Sanat, zevk, moda nedir? Güzellik mantık çerçevesinde değerlendirilebilir mi? Güzellik üzerine nesnel saptamalarda bulunulabilir mi? İşte Umberto Eco bütün bu soruların merkezinden başlatıyor büyük keşif gezisini.
Batı kültürünün başyapıtlarını (Milo Venüsü'nü Andy Warhol'un Marilyn'ini, Bosch'un canavarlarını, Botticelli'nin madonnalarını veya Manet'nin odalıklarını göz ardı etmeden) en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Güzelliğin farklı yönlerinin kusursuz tanımlamalarını yapıyo; Eski Yunan'dan günümüze doğru çıktığı zaman yolculuğunda okurunu da peşinden sürüklüyor. "Güzellik nedir?" gibi güç bir soruyu cevaplamaya çalışan sanatçılara ve düşünürlere kitabında yer vererek anlatılanları zenginleştiriyor.
Güzelliğin Tarihi bugüne değin kabul görmüş tüm fikirleri geliştirerek Güzelliğin tanımını tekrar tekrar yeniden yapıyor.

image description

Harem

M. Çağatay ULUÇAY

Harem, dünya ile ilgisini kesmiş yasak bir şehirdi. Harem hakkında dışa sızabilecek malûmat harem ağaları ya da içerde yaşayan kadınlardan elde edilebilirdi. Fakat tarihin şahadetiyle de anlaşılıyor ki, ne haremden çırak edilenler, ne de harem ağaları haremin mahremiyetine gömülen haber ve malûmatı dışarıya sızdırmışlar, görüp işittiklerini içlerine hapsetmişler ve onlarla birlikte öbür dünyaya göçmüşlerdir. Şayia, rivayet kabilinden duyulan haberleri ise çok dikkatli ve ihtiyatla kabul etmek lâzımdır; hareme ait hatıralar daha sonraları yazılmıştır.

image description

Osmanlı’da “Çözülme” ve Gelenekçi Yorumcuları

Mehmet ÖZ

Bu kitapta esas olarak Osmanlı yönetici sınıfına mensup kişiler tarafından kaleme alınmış ıslahata müteallik risaleler incelenerek, Osmanlılar'ın XVI. Asır sonları ve XVII. Asırda karşılaştıkları problemleri nasıl değerlendirdikleri ve bunları çözmek için ne gibi çareler teklif ettikleri ele alınmaktadır.

image description

Osmanlı Arkeolojisi

Uzi BARAM & Lynda CARROLL

Osmanlı İmparatorluğu, 14. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarındaki yıkılışına kadar dünyanın en büyük imparatorluklarından biriydi. Sınırları bugünkü Hırvatistan’dan Yemen’e uzanan ve Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünü içine alan bu İmparatorluğun, dünya tarihi üzerinde büyük bir etkisi olduğu gibi, Ortadoğu ve Balkanlar'ın tarihi ve halkları üzerinde de önemli etkileri vardı.Ama arkeologların bu bölgeye ilişkin anlattığı öykülere dayanan biri, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir zamanlar varolduğunun zor farkına varır. Bölgenin arkeolojik öyküleri insanlığın tarihöncesi başarılarını, tarımın ve ilk yerleşimlerin doğuşunu anlatır. Bu çalışmalar sayesinde Yunan, Roma ve Bizans'ın klasik uygarlıklarının yanı sıra, Tunç Çağı'nın büyük kentleri ve Demir Çağı'nın imparatorlukları hakkında oldukça bilgi sahibiyiz. Bazı arkeologlar İslam tarihinin erken dönemlerini bile araştırdılar. Ama günümüze yaklaşıldıkça arkeolojik araştırmalar gücünü kaybeder. Ortadoğu'nun yakın geçmişine yönelen arkeolojik ilginin zayıflığı maddi kalıntıların yokluğundan değil, bir arkeolojik geçmişi oluşturan öğelere ve onların bağlantılarının ne olabileceğine ideolojik gözlüklerle bakılmasından kaynaklanır. Osmanlı dönemini, araştırmaya değer bir altın çağ olarak gören arkeologların sayısı günümüzde çok azdır. Ama artık giderek artan sayıda arkeolog, sanat tarihçisi ve tarihçi son 20 yılda Osmanlı arkeolojisinin geliştirilmesine eğilmeye başladı. Bu kitabın, Osmanlı coğrafyası’nın yakın geçmişinin anlaşılması için arkeolojik araştırmaların taşıdığı potansiyeli ortaya koyacağına ve daha geniş kesimlere Osmanlı İmparatorluğu arkeolojisini tanıtacağına inanıyoruz.

image description

İyilik Yap Denize At

Amy SİNGER

Yazar bu kitabında Müslüman toplumlardaki hayırseverliğin temel kavram ve kurumlarını açıklıyor, toplumun her katmanında süregelen gönüllü faaliyetleri anlatıyor. Yazılı metinleri, yapıları, imgeleri ve objeleri kullanarak hayırseverliğin ardındaki güdüleri, varsılı ve yoksulu nasıl etkilediğini ve bunun nasıl siyasi hayatın bir parçası olduğunu gösteriyor.
Kitabın birinci bölümü zekâta yakından bakıyor.
İkinci bölümde, Müslümanların hayatında önemli bir yer tutan gönüllü hayır işlerine vesile olan günler ve Müslüman dünyada hayır işinin herhalde en belirgin ve tanınmış şekli olan vakıflar irdeleniyor.
Üçüncü bölümde ise bağış alanların bağışların şekillenmesindeki rolünü anlamaya ve hayır işinin etkisini değerlendirmeye çalışılıyor.
Dördüncü bölümde bağış alanların en büyük grubu olan yoksullarla muhtaçlar ele alınıyor.
Nihayet beşinci bölümde devlet ile sivil toplum örgütleri veya özel kuruluşların toplumsal refah alanındaki katkıları tartışılıyor.
İslam toplumları tarihinin hayırseverliğin prizmasından bakılarak yeniden okunması, yönetimler ile yöneticilerin rolü, bireysel ve toplumsal sorumluluğun mahiyeti, dini öğretinin gücü, ailenin ve daha geniş hanelerin yapısı ve işlev tarzı; akrabalar, komşular ve yabancılar arası bağlantılar; cinsiyetin bireysel roller ve statü üstündeki derin etkisi ve servetin uygun kullanımına ilişkin tutumlara dair yeni bir perspektif sunuyor.

image description

Osmanlı ve Avrupa

Daniel GOFFMAN

Osmanlı İmparatorluğu coğrafi olarak Avrupa kıtasının bir parçası olmasına rağmen, kültür ve dinden kaynaklandığı iddia edilen farklılıkları vurgulayan geleneksel ve Şarkiyatçı tarih anlayışları, Osmanlı ile Batı dünyası arasına kalın bir duvar örmüş, Osmanlı devletini kendine özgü bir yapı olarak yorumlamıştır. Son yıllarda bu yanlış ve yanıltıcı yorum büyük ölçüde değişti. Tarihçi Daniel Goffman bu kitapta, kuruluşundan 17. yüzyıla kadarki Osmanlı tarihini eleştirel tarihsel yaklaşımla anlatıyor. Goffman, hem erken modern dönem Avrupa ve Osmanlı dünyalarının tarihsel açıdan birbirinden ayrılamayacağını gösteriyor, hem de yeni yöntemler ışığında Osmanlı İmparatorluğu'nun Avrupa'ya bakan yüzünün efsanelerden arındırılmış yeni bir anlatısını sunuyor. Bu arada, belgesel temele dayanan kurgusal bir hikâyeyle, Osmanlı-Venedik ilişkilerinde önemli bir rol üstlenen devşirme Kubad Çavuş'un başından geçenleri de anlatıya dahil ediyor ve Osmanlı tarihinde eksikliği çokça hissedilen "kişisel" tarih örneklerine özgün bir katkı yapıyor. Goffman'ın kitabı, meslekten tarihçiler için eleştirel bir okuma egzersizi olmanın yanı sıra, özellikle tarihe ilgi duyan ve Osmanlı tarihi hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmayı hedefleyenler için kaçırılmaması gereken bir başlangıç niteliğinde.

image description

Bu Mülkün Sultanları

Necdet SAKAOĞLU


"Akla gelen ilk soru ya da sorun Osmanlı padişahlarının yaşamlarına hangi açıdan bakıldığı ya da bakılması gerektiğidir. Bu çalışmalar her düzeyde ve farklı yönlerden yapılabilir. Örneğin çocuk padişahların öyküleri, savaşçı padişahların çileli seferleri kadar ilginçtir. dindar, savaşçı, av, eğlence, müzik, kitap, sanat tutkunu, sanatkâr padişahlar; her birinin hastalıkları, ölüm nedenleri üzerinde de ilginç çalışmalar yapılabilir. Oysa bizim kültürümüzde, padişahların yaşamlarına ağırlıklı olarak siyasal ve askeri açılardan bakmak geleneği vardır. Bu kitapta ise Osmanlılık'ı temsil eden 36 padişahın yaşamöyküsü, tarih-severlerin ilgiyle okuyacakları tarzda ve beşeri yönleri olabildiğince öne çıkartılıp arada kaynak yapıtlardan kısa alıntılara da yer verilerek anlatılmış; 36'sından yansıyan davranışlar, yaklaşımlar ve olaylarla da Osmanoğulları hakkında genel bir fikir verilebilmesi düşünülmüştür. Yaşam öyküleri için, Osmanlı tarihindeki önem dereceleriyle orantılı kapsamlar öngörülmeyerek Kanuni'nin de I. Mustafa'nın da birer insan ve padişah oldukları ilkesinden hareket edilmiştir. Şu bir gerçek ki Osmanlı sultanlarının yaşamları ifrattefrit eğilimlerine son derece açıktır. İstenirse, en beceriksiz ve yetersiz olanını bile -sözgelimi dindarlığını, iyilikseverliğini, hoşgörüsünü vb anıp yüceltmenin bir kolayı bulunabileceği gibi, amaç kötülemekse en başarılıları bile siyaseti, yaşantısı ve zaafları bugünün ölçüleriyle irdelenerek olumsuz çizgilere çekilebilir. Durum bu olunca padişahlar arasında yetki kullanımı, siyaset, beceri vb açılardan koşutluklar yakalamak ve kıyaslamalar yapmak oldukça zordur. Kesintisiz 641 yıl (1281-1922) süren ve 21 kuşakta 36 padişahla temsil edilen Osmanoğulları'nın başarıları ve yanlışları her zaman tartışılacaktır."Ama tartışılmaz olan asıl gerçek, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 700. yıldönümünde Osmanlı kaynakları temel alınarak yazılan Bu Mülkün Sultanları'nın, Necdet Sakaoğlu'nun usta kalemiyle, bir tarih kitabı olmaktan çıkıp, 'Bu Mülkün Romanı' halini almasıdır.

image description

Osmanlılardan Önce Anadolu

Claude CAHEN

Bir kavim 11. yüzyılda kadınlarıyla, çocuklarıyla, hayvanlarıyla, gelenekleriyle, atalarının Orta Asyası'ndan Anadolu'ya göç etmeye başladı. Malazgirt Savaşından sonra Alp Arslan'ın Bizans Anadolu'sunu fethetmek gibi bir arzusu, belirli siyasi amaçları yoktu, ama hiçbir askeri veya idari dirençle de karşılaşmadı. 13. yüzyıldan itibaren de yeni gelen Türkmenler, yerli köylülerle iyi kötü barış içinde yaşayan bir grup olarak Anadolu'ya iyice yerleştiler. ilk dönemlerdeki Bizans etkisi, İran etkisinin gücü karşısında geriledi. Ardından Moğollar ülkeyi istila ettiler. Ama bu arada da Türkmenlerin çabasıyla bir Türkleşme hareketi gelişti. Anadolu büyük bir toplumsal ve kültürel değişim içindeydi. Selçuklu İmparatorluğu, Rumların, Ermenilerin, Yakubilerin yanında artık Türklerin de yaşadığı bu topraklara damgasını vurdu. Selçuklu dönemi Osmanlı döneminin bir başlangıcı mıydı? Selçuklularla Osmanlılar arasında süreklilikler ve kopuşlar, ortak noktalar ve farklılıklar nelerdi? Osmanlıların tarihini Osman'ın küçük beyliğiyle başlatmak doğru mudur?

image description

Osmanlı Klasik Çağında Hanedan Devlet ve Toplum

Feridun M. EMECEN

Osmanlı Devleti’nin güçlü bürokratik geleneği nereden geliyordu? Kutsi bir yere oturtulan “hanedan”ın nasıl bir yapısı vardı? Osmanlı “devlet” yapısının işleyiş mekanizmaları nelerdi? Mühimme ve ahkâm defterleri ne gibi bir önem arz ederdi? Böylesine çok milletli bir “toplum” nasıl huzur içinde bir arada yönetiliyordu?
Çağına göre son derece iyi organize olmuş devlet yapısı, bürokratik oluşumu, toplumsal ve idari tabakalaşması Osmanlı Beyliği’ni benzerlerinden ayırmış ve bir “Cihan Devleti” olmasını sağlamıştır. “Osmanlı Klasik Çağı” serisinin son kitabı olan Osmanlı Klasik Çağında Hanedan, Devlet ve Toplum, daha çok Osmanlı hanedan yapısı, bürokrasisi, devletin işleyiş mekanizması, bununla ilgili resmî kayıtların niteliği, toplum yapısı, hukukî statüler gibi muhtelif konuları eşi görülmemiş bir titizlikle ele almaktadır.

image description

İki Hizbin Hikayesi

Jane HATHAWAY

Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük eyaleti olan Mısır'da yaklaşık 100 yıl boyunca çatışan Kasımiler ve Fikâriler hizipleri üzerinden hizipleşmenin kökenine inen Jane Hathaway araştırması içerisinde doğuş mitlerine değiniyor ve mitlerin askeri ve siyasi olarak şekillenmesini basmakalıp akademik bilginin dışına çıkarak inceliyor. Hiziplerin oluşumunun Osmanlı Mısırı'nın ve Yemeni'nin siyasal kültürünü nasıl etkilediğini anlatmak üzere hazırlanmış İki Hizbin Hikâyesi her bölümünde hiziplerin oluşumuna dair farklı bir konuyu, motifi ya da doğuş mitini ele alırken, Ortaçağ Türk folkloruna ait bir klasik olan Dede Korkut Hikâyeleri de dahil olmak üzere, Osmanlı Mısırı'nın tarihiyle ilgili daha önce hiç ortaya çıkarılmamış kaynakları kullanıyor.

image description

Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı 

Franz BABINGER

"Fatih Sultan Mehmed'in kendi halkının ve Batı dünyasının tarihinde oynadığı rolü nasıl değerlendirirsek değerlendirelim, Ortaçağ'ın en önde gelen figürlerinden biri olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Bir hükümdar ve insan olarak kişiliği hakkında, Batılı kaynaklarda Osmanlı tarihçilerinin yorumları farklıdır. Batılılara göre, o zamana ve hatta daha sonrasına ait çok sayıda yazıdan anlaşıldığı kadarıyla, II: Mehmed, hayatı boyunca bir yıkıcı, kana susamış canavar bir hükümdar, Hristiyanlık'ın baş düşmanı, bir Deccal'dı. Batı, II. Mehmed'in ölüm haberiyle birlikte rahat bir nefes almıştı. Bu en azimli düşmanın ölümünün ardından yapılan kutlamaların sonu gelmeyecek gibiydi. St. Jean tarikatının kurnaz ve uzak görüşlü viskançılaryası Guillaume Caoursin, Rodos Şövalyeleri'nin yaptığı bir toplantıda, II. Mehmed'in aslında mezarında olmadığını, ölümünden sonra gerçekleşen büyük depremin nedeninin cesedinin yein dibine, cehenneme inmesi olduğunu söylemişti. Sonra sultanın işlediği insanlık suçlarını sıralamaya girişmişti. Öte yandan, Fatih günümüzde bile Türkler tarafından sultanların en yücesi, dünya tarihinde eşsiz biri olarak görülmektedir. II. Mehmed üzerine yazmış olan Türkler ondan ne kadar sonra yaşamışsa, yurttaşlarına çizdikleri portre o kadar göz kamaştırıcı olmuştur. Günümüzde, normalde çok uzak geçmişin olaylarının ve kişilerinin iyice silikleşmiş ve yerlerini şimdinin ya da yakın zamanın başarılarının alması gerekirken, Fatih Sultan Mehmed çok sayıda kitapta Türk halkına Türk tarihinin en parlak ve masum figürü olarak tanıtılır."

image description

İnanç Tarihi Açısından Sivas

Ahmet GÖKBEL

Bir ülkenin, bir bölgenin ve bir il, ilçe, kasaba ya da köyün inanç tarihi ve inanç coğrafyası bakımından incelenmesi kolay bir iş değildir. Anadolu gibi bilinen tarihi boyunca kavimler kavşağı; diller, dinler, devletler beşiği olmuş bir büyük yarımadada bu araştırmayı yapmak güçlüğün birkaç kat artması anlamına gelir. Bu güç işe bir yerden başlamak, dengenin hassas uçlarını, kırılmanın acı veren kesitlerini her satırında hissettiğimiz Sivas'ın "İnsan kısım kısım / Yer damar damar" (Âşık Veysel) dizelerinni söylendiği bir yer olduğunu unutmadan, geçmişle bugün bağlantısı ile tespit ve yorumlarda bulunmak gerekiyordu. Geçmişi anlatan, var olanı sergileyen bu kitap böyle bir girişimin sonucu. Okuyalım, düşünelim; eleştirelim ve "doğru" bu yolda bulsun bizi.

image description

Antep Ermenileri

Ramazan Erhan GÜLLÜ

"...1850'li yıllardan itibaren Antep şehri, başta Amerikan Protestan misyonerleri olmak üzere, birçok misyoner grubunun faaliyet merkezi haline gelmiştir. Çevresindeki diğer yerleşimlere oranla son derece az bir Hristiyan nüfus barındırmasına rağmen, şehre misyonerlerce verilen önem Antep'in bölgesel gücüne ve etkinliğine de dikkat çekmektedir..."
"... Bu tür faaliyetlere, ülke genelinde kurulup teşkilatlanmaya başlayan çeşitli Ermeni komitelerinin Antepte açtıkları şubeler aracılığıyla başlattıkları propagandalar da eklenince 1895 yılında şehirde, Hınçak komitesinin organize ettiği bir isyan meydana gelecek ve iki toplum arasında ilk defa silahlar kullanılacaktır..." "... Komitecilere destek veren ya da vermeyen Ermenileri ayırabilmek giderek neredeyse imkânsız hale gelecektir. Bu sebepten hem Müslümanlar hem de terör faaliyetlerine destek vermeyen Ermeniler açısından eski uyumlu günlere dönebilmek oldukça güçleşecektir. Bununla beraber gerek 1895 isyanı gerekse de Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşananlar ilişkilerde kesin bir kopuşa neden olamamıştır. Ermeniler ve Müslümanlar arasındaki ilişkileri sonlandıran ve iki toplumu tamamen karşı karşıya getiren olaylar Birinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan İngiliz ve Fransız işgal dönemleri olacaktır..."

image description

Çatalhöyük’te Yaşam

Sadrettin DURAL

Sadrettin DURAL, Konya'nın Çumra ilçesine bağlı Çatalhöyük'te yaşayan ve Çatalhöyük'e aşık bir yazar.

image description

Çatalhöyük Leoparın Öyküsü

Ian HODDER

James Mellaart'ın 1961'de başlattığı kazılardan neredeyse 30 yıl sonra, 1993'te Çatalhöyük'te çalışmaya başlayan öğrencisi İan Hodder, yepyeni bulguların ışığında Çatalhöyük'ü gündeme taşıyor. Çatalhöyük-Leoparın Öyküsü, Hodder ve ekibinin Anadolu'nun kalbine açılan yolculuklarının ilginç bulgularını ortaya koyuyor.

image description

Ortaçağ’da Urfa

Abdullah EKİNCİ

Abdullah EKİNCİ
1967’de Şanlıurfa’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimi Şanlıurfa’da tamamladı. Uludağ Üniversitesi’nde İlahiyat ve Fırat Üniversitesi’nde Tarih eğitimini aldı. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmen ve idareci olarak çalıştı. Tarih Anabilim Dalında “III.-XII. Yüzyıllar Arasında Urfa’da Dini ve Fikri Hayat” adlı Yüksek Lisans tezini 1996 yılında tamamladı. 2002 yılında ise “IX.-XII. Yüzyıllar Arasında Ortadoğu’da Karmatilerin Siyasi, İdari, İktisadi, Sosyal ve Kültürel Faaliyetleri” adlı doktora tezini sundu. 2006 yılında doçent, 2012 yılında ise profesör oldu. 2007-2010 yılları arasında Fen Edebiyat Fakültesi dekan yardımcısı olarak görev yaptı. Halen Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanlığı’nı yürütmektedir.

image description

Irk, Tarih ve Kültür

Claude Levi-Strauss

Kurtarılması gereken çeşiklilik olgusudur; yoksa her tarihsel dönemin ona verdiği ve hiçbirinin kendisinini ötesine geçemediği tarihsel içerik değil. Dolayısıyla, uç veren buğdaya kulak kabartmak, gizli kalmış potansiyelleri yüreklendirmek, tarihin saklı tuttuğu tüm bir arada yaşama eğilimlerini dürtüklemek ve ayrıca alışılagelmiş şeyler sunması kaçınılmaz olan bütün bu yeni toplumsal ifade biçimlerini şaşırmaksızın, tiksinmeksizin, karşı çıkmaksızın karşılamaya hazır olmak gerekmektedir. Hoşgörü, olmuş ya da olan her şeyin bağışlandığı hülyalı bir durum değildir. Hoşgörü, önceden görmeye, anlamaya ve isteyeni istediği yere yükseltmeye dayanan dinamik bir tutumdur. Kültürlerin çeşitliliği ardımızdadır, çevremizdedir, önümüzdedir. Bu konuda talep edebileceğimiz tek şey, bu çeşitliliğin., her biçimin diğerleri için alabildiğine cömert bir katkı oluşturacağı bir türde gerçekleşmesidir. bu ise her birey için bu talebe denk düşen yükümlülükleri gündeme getirir.

image description

Tarih Nasıl Yazılır?

Paul VEYNE

Paul Veyne'in tarihin epistemolojisi konusunda bugün bir klasik haline gelmiş olan kitabı, tarih yazmanın ne demek olduğunu, tarih yazarken aslında ne yaptığımızı, tarihin bir bilim olup olmadığını, hakikatle ve değerlerle ilişkisini ve tarihsel "yasaları" tartışıyor. Alman tarihselciliği, Annales Okulu ve Max Weber'le kozlarını paylaşan yazar, bilim felsefesi alanında ne kadar donanımlı olduğunu gösterircesine tam bir filozof gibi söz alıyor kitap boyunca. Kitabın sonuna eklenmiş "Foucault Tarihte Devrim Yapıyor" başlıklı kapsamlı makalesinde de Michel Foucault'nun tarihçiliğini değerlendirerek, yirminci yüzyıl için çıkardığı eleştirel tarihyazımı panoramasını tamamlıyor.

image description

Batı’da Siyasal Düşünceler

Mehmet Ali AĞAOĞULLARI

Antik Yunan kent-devletlerinin adı olan polis, Batı siyasal düşüncesinde, devletin izlediği tarihsel yolculuğun en mükemmel başlangıç noktası sayılmıştır. 1789 Fransız Devrimi ise, varlığını kendisinden önceki birçok gelişmeye borçlu olmakla birlikte, "eski dünyanın" artık tümüyle tarihe karıştığını, yepyeni bir dünyayı, "burjuva dünyasını" haber veren kırılma noktasını işaretlemek için üzerinde uzlaşılan simgeye dönüşmüştür. Elinizdeki kitap bu nedenle Antik Yunan'la başlayıp Fransız Devrimi'yle kapanmaktadır. Modern siyasal düşüncenin arkaik (eskil) ama eskimeyen köklerine bir yolculuk ya da bir geri dönüş... Kim bilir belki de hem bir Yunan düşünürünün, Epikuros'un, hem de çağdaş bir yazarın, Ursula K. LeGuin'in dediği gibi, "gerçek ilerleme, geriye dönüştür."

image description

Rönesanslar

Jack GOODY

Dünyanın en seçkin sosyal bilimcilerinden biri son binyılın önemli tarihsel meselelerinden birini konu ediniyor: Avrupa Rönesans'ı modernite anlayışımızın odağındaki benzersiz konumunu hak ediyor mu? Jack Goody Avrupa örneğini İslam, Çin ve Hint kültürlerinde gerçekleşmiş benzer rönesanslarla bağlantılı olarak irdeliyor ve Avrupa'nın bu yabancı kültürlere olan borcu üzerinde duruyor.

image description

Din Neden Gereklidir?

Emre DORMAN

Allah din göndermiş midir? Din neden önemli ve gereklidir? Din olmadan Allah'ın varlığı, birliği, sıfatları, Allah-evren-insan ilişkisi, hayatın anlamı, ölüm ve sonrası gibi en temel konularda tatmin edici açıklamalar bulmak mümkün müdür? Dünyevileşmenin dinin göz artı edilmesi üzerindeki etkisi nedir?
Din olmadan Allah'a ve yarattıklarına karşı sorumluluklar bilinebilir mi? Ateist oranının yüksek olduğu ülkeler daha mı ahlaklılar? Savaş ve kargaşaların sebebinin din olduğu iddiası doğru mu? Allah neden kendisine dua ve ibadet edilmesini istemektedir?

image description

Zelot

Reza ASLAN

İsa kim? Tanrı'nın Oğlu ya da Tanrı mı, yoksa Roma İmparatorluğu'na başkaldıran bir direnişçi mi? Barışçı bir maneviyat öğreticisi mi, politik bir devrimci mi? Bunca yıl İsa hakkındaki gerçek gizlendi mi?
2000 yıl önce, gezgin bir Yahudi vaiz ve şifacı, takipçileriyle birlikte Tanrı'nın Krallığı'nı kurmak için Celile topraklarında dolaştı. Başlattığı devrimci hareket, kurulu düzene karşı öylesine büyük bir tehditti ki; yakalanmasına, işkence görmesine ve bir devlet suçlusu olarak idam edilmesine yol açtı.
Utanç verici ölümünden on yıllar sonra, takipçileri ona 'Tanrı' diyeceklerdi. Peki o gerçekten Tanrı mıydı?
Zelot, Nasıralı İsa'nın hayatı ve misyonuyla ilgili; radikal ve dönüştürücü yapısını doğrulamakla birlikte şu ana kadar anlatılagelen hikâyelere yeni bir bakış açısı getiriyor ve ezberleri bozuyor. Sorgulatan ve akıcı anlatımıyla bir roman tadında olan Zelot, özenle yazılmış bir biyografi. Tarihin en etkin karakterlerinden birinin portresi; aynı zamanda bir dönemin ve bir dinin doğuşunun anlatıldığı bir inceleme.

image description

İslam İnançlarında Hz. Ali

Ahmet Yaşar OCAK


Hz. Ali Müslüman toplumlarca, uzun bir tarihsel süreç içinde takdise mahzar olup çok zengin bir teolojik ve mitolojik inançlar manzumesine konu teşkil etmiş, tarihsel kişiliği, teolojik ve mitolojik kimliğiyle karışmış, müstesna bir şahsiyettir. İslam tarihinde bizzat Peygamber dahil hiç kimseye nasip olmayan bir takdisin konusu olmuş tek şahsiyet Hz. Ali'dir. Bu itibarla değişik İslam mezhep ve tarikatlarında işgal ettiği "yarı teolojik yarı mitolojik" kimliğinin mahiyetini anlamak büyük bir önem kazanmaktadır.
Bu kitap, İslam tarihinin bu en karakteristik şahsiyetini elden geldiğince bütün yönleriyle, boyutlarıyla birinci sınıf uzmanların kaleminden ortaya koymayı amaçlamaktadır. Böylece, İslam tarihinin ve dolayısıyla İslam toplumlarının tarihini çok derinden etkileyen Hz. Ali'nin nasıl bir inanç konusu haline gelmiş olduğu anlaşılmış olacaktır.

image description

Kuran ve Yaratılış

Mustafa ÖZTÜRK

Kur’an’da yaratılış meselesinin mümkün mertebe sistematik biçimde
ele alınıp incelendiği bu çalışmada temel amaç, ilgili âyetlerin ilk hitap çevresinde ifade ettiği anlamları açıklığa kavuşturmak olmuştur. Vahyin nüzulünün boşlukta değil, belli bir tarihsel ve toplumsal vasat içerisinde gerçekleştiği hususunda şüphe bulunmadığına göre hem ilk ve aslî manayı tespit edebilmek hem de tefsir ve te’vilde ne derece isabet edildiğini görmek için öncelikle nüzul dönemindeki ortamı anlamaya çalışmak vazgeçilmez bir önemi haizdir. Ayrıca bu tarihî ortamı anlama çabası, Kur’an araştırmalarında daha ilmî ve müdellel sonuçlara ulaşılmasının da
en doğru ve sağlıklı yoludur. Kitapta,
Yaratılışla İlgili Kur’an’ın Temel Kavramları,
Göklerin ve Yerin (Kâinat) Yaratılışı,
Altı Günde Yaratma, Yedi Kat Semâ,
Melek ve Cinlerin Yaratılışı
Âdem, Beşer ve İnsanın Yaratılışı,
Bezm-i Elest, Yaratılış ve Evrim…
gibi konularda İslamî literatürdeki zengin bilgi
birikimini ve bunun değerlendirmesini bulacaksınız.

image description

Anadolu’nun Ruhu

Mahmud Erol KILIÇ

Dünyada tasavvuf düşüncesi alanında söz sahibi olan Kılıç, gelenekteki dört katmanlı din anlayışının dinî tefekkür dünyasındaki sığlık ve yüzeyselliğin terapisinde nasıl önemli bir yere sahip olduğunu örneklerle anlatıyor. Peygamber dilinden söylenen "Rabbim bana şeylerin hakikatini göster" düsturunu insani hayatın her alanına taşıyarak suretten manaya, kılıftan öze doğru bir yolculuğa çıkmanın "anlama"daki önemini vurguluyor. Osmanlı ariflerinin "Biz iki anneden süt emdik" sözlerinin izini sürerek İbn Arabî ve Mevlânâ'dan Anadolu insanının aydınlanmasındaki iki büyük kurucu figür olarak bahsediyor.
Bu söyleşiler bütününden çıkan mesaj çok çarpıcı. Kılıç, tarihte hiçbir kurucu rolü olmamış marjinal grup ve düşünüş tarzlarının dahi imtiyazlar elde edebildiği günümüzde mazlum "tasavvuf"a hakkının ne zaman teslim edileceğini soruyor, soruşturuyor, sorguluyor...

image description

Tasavvufa Giriş

Mahmud Erol KILIÇ

"Tasavvufa Giriş", özellikle modern eğitimden geçmiş, kafası haliyle bir parça karışık okur için sürprizlerle, beklenmedik yeniliklerle dolu. Niyazi-i Mısri’den bahsederken, aynı hızla kuantum fiziğine geçebilen, psikiyatriden dem vururken fenâ makamını söz konusu edebilen kıvrak, disiplinlerarası bir çalışma. Bu yönüyle, bütün insani ilimleri, bütün beşeri disiplinleri aynı potada eritmeyi deneyerek tasavvuf mektebinin tevhid ilkesini, üslubuyla da hatırlatan bir kitap.

image description

Bizans Orta Çağ İmparatorluğunun Şaşırtıcı Yaşamı

Judith HERRIN

‘’Judith Herrin, genel olarak tarihyazımının, özel olarak da Bizans üstüne tarihyazımının sorunlarını, daha doğrusu sorunsallarını iyi bilen bir yazar; ama kendisi o sorunsallar içinden kendine bir yol açmış ve konusu olan medeniyetin bütünü üstüne salim bir değerlendirmeye varmış bir yazar olarak kendisinin iyi tanıdığı bu rotada bizim de rahatça ilerlememizi sağlıyor. Okuduğumuz olgularla bu topraklardaki genel yaşantı kesişmelerini görmek ve bu kitap bittikten sonra Bizans’la ilişkimizi devam ettirmeye karar vermek, bize kalmış bir şey. Ama Judith Herrin bu kitabıyla “henüz uzman olmamış” okurun bir kitapla varmayı umabileceği yere getiriyor. Daha doğrusu, Bizans üstüne bilgileri farklı düzeylerde olan birçok okurun, az bilenin de, çok bilenin de, bu kitaptan alacağı şeyler var.”
 

image description

Bizans

Cogito

Yapı Kredi Yayınlarının çıkardığı Cogito'dan Bizans sayısı

image description

Osmanlı

Halil İNALCIK

Osmanlı İmparatorluğu'nun gerçek tarihini Prof. Dr. Halil İnalcık'ın kaleminden okuyun. Kuruluş ve İmparatorluk Sürecinde Osmanlı'nın devlet politikası, diplomatik ilişkileri ve Avrupa'ya karşı verdiği savaşların detayları... Bir Osmanlı Padişahı nasıl yetişir, ne gibi özelliklere sahiptir ve kendini nasıl geliştirir, yönetim biçimini nasıl belirler, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman'ın yönetim anlayışı nasıldır... Avrupa Türklerden neden korkuyordu, "Türk korkusu"nun temelleri nelerdir… Türkler Avrupa'yı nasıl fethettiler, yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık okurları için yıllarca araştırdı ve yazdı... 60 yılın ürünü olan bu eser Osmanlı hakkında yeni bilgiler veriyor...

image description

Kudüs Bir Şehrin Biyografisi

Sımon Sebag MONTEFIORE

Kudüs… İçi akrep dolu altın bir kadeh… Evrensel bir şehir, iki halkın başkenti ve semavi dinlerin mabedi; imparatorlukların ganimeti, Kıyamet Günü’nün sahnesi ve bugünkü medeniyetler çatışmasının savaş alanı. İnanç, katliam, fanatizm ve birarada var olma fikrinin iç içe geçtiği, Kral Davut’tan Barack Obama’ya, üç büyük dinin doğuşundan İsrail-Filistin çatışmasına uzanan 3000 yıllık epik bir öykü. Bu küçük ve ücra kasaba nasıl oldu da bir Kutsal Şehir, dünyanın merkezi ve şimdi de Orta Doğu’da barışın anahtarı haline geldi? Simon Sebag Montefiore sürekli değişip duran bu şehrin her defasında canlanışını göz kamaştırıcı bir anlatımla ortaya koyup her döneme ve her tarihî karaktere çarpıcı bir şekilde can veriyor. Kudüs’ün biyografisi savaşlar, gönül ilişkileri ve şehri yaratan, yok eden, kaydeden ve ona inanan insanlar –krallar, imparatoriçeler, peygamberler, şairler, azizler, fatihler ve fahişeler– üzerinden anlatılır. Kudüs’ün tarihî aktörleri arasında kimler yoktur ki? Süleyman, Selahaddin ve Kanuni Sultan Süleyman’dan Kleopatra, Caligula ve Churchill’e; İbrahim’den İsa ve Muhammed’e; antik zamanların İzabel, Nebukadnezar, Hirodes ve Nero’sundan modern zamanların Disrael, Mark Twain, Rasputin ve Arabistanlı Lawrence’ına kadar birçok tarihsel figür şehrin tarihinde önemli izler bırakmıştır.

image description

Orta Doğu'nun Aynası Lübnan

Zahide Tuba KOR

Batılılaşma ve sekülerleşme hedefiyle Arap dünyasından yolunu ayıran Türkiye, uzun seneler Ortadoğu’ya ilgisiz kaldı. Bölge meselelerine mümkün olduğunca müdahil olmamayı tercih etti. Böyle bir devlet politikasının sonucu olarak Türkiye’de Ortadoğu üzerine yapılan özgün çalışmalar hâlâ yetersiz. Bitmek bilmez iç ihtilaflar ve dış müdahaleler sebebiyle Ortadoğu’da önemli bir istikrarsızlık unsuru olarak öne çıkan Lübnan üzerine çalışmalar ise maalesef son derece az; mevcutlar da belli bir konuya, özellikle de iç savaşa odaklanıyor.  Literatürdeki bu eksiklikten hareketle kaleme alınan bu kitap Lübnan’ın coğrafyası, nüfus yapısı, sosyoekonomik durumu, kültürel hayatı, tarihi, siyasi hayatı, iç savaşları ve dış müdahaleleri, insan hakları ihlalleri ve uluslararası politikadaki yeri ile ilgili kapsamlı bir çalışma niteliğinde. Ayrıca Lübnan’a ilişkin gezi notlarının yanı sıra, Lübnanlı siyasetçiler ve akademisyenler ile Filistinli uzmanlarla yapılan önemli röportajlara yer vererek içeriden bir bakış da sunuyor.

image description

Osmanlı'ya Veda İmparatorluk Çökerken Osmanlı Halkları

Justin MCCARTHY

Üç kıtada hüküm süren, birçok etnik unsurları bünyesinde barındıran bir cihan imparatorluğunun dağılmasından sonra neler oldu? Ortaya çıkan irili ufaklı devletler ve bu ülkelerde yaşayan halkların kaderi nasıl şekillendi? Elinizdeki kitapta, Ermeni meselesiyle ilgili görüşleri sebebiyle gündeme gelen ünlü tarihçi Justin McCarthy, bu gibi sorulara cevap arıyor. Türkiye'nin tarihten gelen ve günümüzde de etkilerini sürdüren hassas meseleleriyle ilgili alışıldık batılı tutumdan çok farklı bir yaklaşım sergileyen McCarthy, Türk-Yunan ve Ermeni ilişkilerinden azınlıklar meselesine, savaşların insani ve psikolojik sonuçlarından ekonomik verilere kadar, ideolojik tarafgirliklerden uzak bir şekide yalnızca gerçeğin peşinde koşuyor.

image description

Dünya Tarihinde Balkanlar

Andrew Baruch WACHTEL

Dünya Tarihinde Balkanlar, son yıllarda savaşlarla, bölünmelerle, siyasi çalkantılarla gündeme gelen Balkanlar’ın tarihöncesinden günümüze kadar coğrafi, sosyal, etnik ve kültürel yapısı ile bu coğrafyadaki sürekli değişimin ve hareketin ele alındığı etkileyici bir çalışma. “Balkanlar olarak bilinen bölge uzunca bir süre dünyanın kavşağı olagelmiştir. Tüccarlar, ordular, ulaklar ve göçmen kabileler rızklarını çıkarmak ya da yerleşecek bir toprak parçası bulmak uğruna Balkanlar’ın değişik arazisini dolaştılar. Slavlar, Türkler, Germenler, Çingeneler ve daha birçokları gibi, etnik kökenleri farklı halklar yerleşip birbirlerine karışırlarken kültürlerini birbirlerinin üzerine döşediler. İstanbul’un görkemini taklit eden Balkan hükümdarları şaşaalı saraylar ve çok süslü ibadethaneler inşa ettiler. Hükümdarlık farklı etnisiteler ve inançlar arasında el değiştirdi; ama bölge sakinlerinin büyük çoğunluğu buna aldırmadı, tek kaygıları yerel sorumlunun kim olduğu ve yerel efendinin vergileri ne kadar yükselteceğiydi. 1914 öncesi Osmanlı yönetiminde, yurttaşlar vergilerini ödedikleri ve oğullarından bazılarının Osmanlı ordularında eğitilmesine rıza gösterdikleri sürece, İstanbul’daki başkent bir siyasal ve kültürel hoşgörü siyaseti dayattı. İnsan ve kültür karmaşıklığı yüzyıllar boyunca Balkan hayatının başlıca özelliği oldu; tabii bu, gerilimlerin, hatta şiddetli anlaşmazlıkların olmadığı anlamına gelmemelidir.’’

image description

Modern İran Tarihi

Ervand ABRAHAMIAN

Ervand Abrahamian, esas olarak, 20. yüzyıl İran’ının siyasal tarihine odaklanıyor: Kaçarlar döneminden Rıza Şah’a, Musaddık’tan darbelere, CIA ve MI6 komplolarına, en sonunda da Humeyni’ye, İslam Devrimi’ne ve İslam Cumhuriyeti’ne kadar uzanan süreci, bugüne bağlanan neden-sonuç ilişkileri içinde gözler önüne seriyor. Üstelik bunu, ancak konuyu çok iyi bilen bir uzmanın sahip olabileceği özlü bir anlatımla, okuyucuyu hiç sıkmadan yapmayı başarıyor.

image description

Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Devlet

Taha AKYOL

Anadolu’da Osmanlı devleti, İran’da Safevi devleti Türkmen geleneklerinin ağır bastığı halk İslamı’na dayalı olarak kuruldu: Medrese ve şeriata değil, sufi dervişlere, evliyalara, keramet sahibi ‘baba’lara dayalı, coşkulu bir İslam… Neden ?
Fakat her iki ülkede de devlet kurumlaştıkça ‘halk İslamı’ndan ‘ulema İslamı’na geçildi. Osmanlı’da Sünni şeriat ve Sünni devlet hukuku, İran’da Şii şeriat ve Şii ulema hukuku egemen oldu… Neden ? ‘Heterodoks’ Türkmenler iki tarafta da kurdukları devletten dışlandılar. Ve Sünni Osmanlı şeriatından laik cumhuriyet, Şii İran şeriatından teokratik cumhuriyet çıktı… Neden ?

image description

16. Yüzyılda İstanbul Kent - Saray - Günlük Yaşam

Metin AND

16. Yüzyılda İstanbul, büyük ölçüde bilgilendirici, eğlendirici ve dünden bugüne karşılaştırma yapmaya elverişli “resim okuma”larla donatılmış bir kitap. Metin And, İstanbul’a hayran bir İstanbullu. Genç yaşta ayrılıp kısa süreli ziyaretler için gelip gittiği bu kente onu en parlak yüzyılındaki haliyle anlatarak borcunu ödemiş. 16. Yüzyılda İstanbul, büyük ölçüde bilgilendirici, eğlendirici ve dünden bugüne karşılaştırma yapmaya elverişli “resim okuma”larla donatılmış bir kitap. Aslında yabancıların kalem ve fırçasıyla çizilmiş büyük bir İstanbul Panoraması. Bu panoramaya bakınca İstanbul’u “Kent - Saray - Günlük Yaşam” gibi kesitlere bölünmüş olarak görüyorsunuz. Her bölüm kendi karakterine uygun resimlerle, resimlerde görülenlere ilişkin açıklamalarla ele alınmış ve İstanbul “yemyeşil, huzur içinde, toplumsal yaşamı uyumlu” bir kent olarak yansıtılmış. 16. Yüzyılda İstanbul, bu büyük kenti tanımaya, sevmeye yardımcı olacak, merak ettiğimiz birçok soruyu cevaplandıracak, adı var kendisi yok ya da ancak izleri kalmış Bizans ve Osmanlı anıtlarını eski çizimleriyle tanımamızı sağlayacak, bugüne kalanların ise eskiden nasıl olduğunu gösterecek bir kılavuz, bir el kitabı aslında...

image description

Yasak Kent Buhara 1830 - 1888

Thierry ZARCON

Buhara Avrupalılar için her zaman gizemli bir kent olmuştur. Bu egzotik topraklara gelip de kimlikleri afişe olan seyyahların çoğu ülkelerine dönemedi. Bazı Batılı seyyahların yolculuğa çıkmadan önce, Arapça ve Farsça öğreniyor, tasavvuf ve İslâm kurallarını hatmettikten sonra da kılık değiştirip, Müslüman dervişler olarak Buhara yollarına revan oluyorlardı... Bütün bu zorlu hazırlıklardan sonra bile gerçek kimliklerini saklamaları çok güçtü; çünkü, dine dair bir dolu ayrıntı, cevabını bilemedikleri soruların tehdidi altındaydılar.  Binbir türlü meşakkatin üstesinden gelmeyi başaran birkaç Avrupalı seyyah, Buhara'nın tarihine tanıklık eden değerli metinleri ülkelerine getirebildiler. İşte, Zarcone kitabında, bu önemli tanıklıkları gün ışığına çıkarıyor ve Buhara kentinin gizemli tarihine ışık tutuyor.

image description

Bizans Devrinde Boğaziçi

Semavi EYİCE

Tarihin her çağında dünyanın önemli merkezlerinden biri olmuş olan İstanbul’un, yerleşme yeri olarak seçiliş, doğuş ve gelişmesinde büyük rol oynayan unsurlardan biri hiç şüphesiz Boğaziçi’dir. Bu gün Boğaziçi hızla değişmekte ve tarih içinde ona ün veren güzelliklerini bir daha geri gelmeyecek şekilde kaybetmektedir. Kaybolan Boğaziçi’nin tarih içindeki durumu ve karakterini yeterli biçimde ele alan eser mevcut değildir. Boğaziçi tarihi ve arkeolojisi de yeterince açık surette ortaya koyulabilmiş değildir. Elinizdeki bu kitap 1973 yılında Boğaziçi’nin geçmişi, o günkü durumu ve geleceği hakkında düzenlenen bir sempozyum için Prof. Dr. Semavi Eyice tarafından hazırlanan bildirinin kitaplaşmış halidir. Çalışmamızdaki esas gaye, Bizans devrindeki Boğaziçi hakkında genel bir fikir vermek, şimdiye kadar görülen ve bilinen kalıntıları ile onu tanıtmaktır. Ortaya çıkan bir gerçek de şudur ki Boğaziçi’nin güzelliklerini ortaya çıkaran Osmanlı dönemidir. Bizans döneminde burada sadece kıyılarda belki birkaç balıkçı köyü, tepelerde de manastırlar vardı. Sadece bir sarayın da varlığı bilinir. Bizans çağına ait en küçük buluntular ile, mimari kalıntılarından tespit edilebilenlerin bulgularından oluşan görsel malzemeler ilk defa olarak bu elinizdeki eserde toplanıp kullanılmıştır.

image description

Anıtsal İstanbul

Jack DELEON

İstanbul’u özgün tarihsel değerleriyle ilginç bir yolculuğa çıkaran Deleon’dan anıtsal bir rehber kitap… Tarihi Yarımada’da, İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’yle kesiştiği noktada ve Büyükada’da bulunan anıt-yapıların bir bölümünü derinlemesine inceleyen Anıtsal İstanbul (Gezgin Rehberi), “okuyarak gezenler” için aynı zamanda geniş kaynakçalı bir rehber…

image description

İstanbul Bir Kent Tarihi

Doğan KUBAN

İlk yerleşimlerin 8.000 yıl öncesine uzandığı, 1.600 yıl kesintisiz olarak Doğu Akdeniz’in siyasi, ekonomik ve kültürel başkenti olan bu kadim kentin tarihi 600 sayfalık bir kitapta… Doğan Kuban’ın onlarca yıllık birikimiyle kaleme aldığı İstanbul: Bir Kent Tarihi’nin, genişletilmiş yeni baskısı 370’i aşkın fotoğraf, gravür, plan, harita, çizim ve belge ile meraklı ve renkli bir geçmişin kapısını açıyor: Tarihöncesi ilk sakinler buranın coğrafyasının hangi benzersiz niteliklerinin çekimine kapılmıştı? Roma imparatorları niçin burayı imparatorluklarının yeni ve doğal başkenti kabul ederek imar etmişlerdi? Paganlık, Hıristiyanlık ve Müslümanlık farklı dönemlerde kentin şekillenmesini nasıl etkilemişti? Latin işgali kentten neler alıp götürmüş, kentte ne izler bırakmıştı? Kentin pek çok anıtı tarih içinde yok olur ya da yeniden inşa edilirken hangi ögeleri neredeyse değişmeden kalmıştı? 27 yüzyıl boyunca kentin sınırlarını da belirleyen surlar ne zaman bu işlevlerini yitirmişti? Nüfus artışı ve su ne zamandır İstanbul’un başlıca sorunlarıydı? İmparatorlar, kumandanlar ve alimler dışında, kentin sakinleri kimler olmuştu? Osmanlı eski İstanbul’u 20. yüzyılda mı tarihe karışmıştı, yoksa daha önce mi? 20. yüzyılda dünya değişirken İstanbul bundan nasıl etkilenmişti? İstanbul: Bir Kent Tarihi bu sorulara ve daha pek çoğuna, usta bir kalemin yazdığı uzun ve renkli bir öyküyle cevap veriyor.

image description

Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ 1300-1600

Halil İnalcık

Bir sınır beyliğiyken İslam dünyasının en güçlü devletine dönüştü Osmanlı İmparatoruğu. XVII. yüzyılda Avrupa'dan yana dönen dengeyle birlikte 1920'lere dek süren Batı bağımlılığı başladı. Kuşku yok ki bu serüvenin en görkemli dönemi 1300 ve 1600 yılları arasındaki Klâsik Çağ oldu. Yaşayan en büyük Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık, 1973'te ilk kez İngilizce yayımlanışının ardından çevrildiği tüm dünya dillerinde geniş yankılar uyandıran bu incelemede, benzersiz bir dönemin olası en bütüncül ve en yetkin betimlerinden birini sunuyor. Osmanlı'nın siyasi ve kurumsal yapılarının derinlemesine çözümlemelerini, din ve ticaret ilişkileri, yönetim ve toplumsal yapılanma üzerine kapsamlı açıklamalar ve eksiksiz bir Osmanlı kronolojisi izliyor.

Email_Logo

SOFOS
Tarih Gezi Kültür

Seyahat programlarımızı ve etkinliklerimizi takip etmek için e-bültenimize üye olabilirsiniz.